Bir süre konuşmaya çalışmış
elimizden en çok geldiği için aşağı yukarı içimizden kurtulup gelen, ama birbirimize iletemediğimiz her kelimenin yerine kullanabildiğimiz tebessümlerimizi sarf etmiş ve susmuşuzdur.
Otobüsteki yolcu dedi ki:
Hoşuma giden bir şey yok.
Ne çalan radyo,
ne gazeteler
ne de tepedeki kaleler.
Ağlamak istiyorum sadece.
Şoför:
Durağa varınca istediğin kadar ağlarsın, bekle.
Söze yaşlı bir kadın girdi sonra:
Benim de, benim de hoşuma giden bir şey yok.
Oğluma mezarımı tarif ettim,
beğenmiş olmalı ki gitti ve uyudu bana veda etmeden.
Üniversiteli öğrenci:
Evet benim de hoşuma giden bir şey yok.
Arkeoloji okudum taşlardaki kimliği bulamadan.
Bu ben miyim gerçekten?
Ve asker:
Benim de hoşuma giden bir şey yok.
Bir hayalet kuşatıyor sürekli beni, kuşatıyorum onu durmadan.
Şoför sinirlendi:
Hazırlanın, son durağa yaklaştık.
Hepsi birden:
Durma sakın! Duraktan sonrasını istiyoruz biz.
Bana gelince dedim ki:
Beni burada indir.
Hoşuma gitmiyor hiçbir şey benim de,
fakat yoruldum yolculuktan.
Mahmud Derviş