Ştolts, Oblomov'la nasıl dost olabilmişti? Oblomov ki bütün varlığıyla Ştolts'a karşı bir isyandı adeta! Artık anlamaya da başlıyoruz ki, karşıtlık, bir sevgi yaratmıyorsa bile, ona engel de olmuyordu.
En çok korktuğu şey hayaldi. Bu ikiyüzlü yol arkadaşı, bir bakıma dost, bir bakıma düşmandı. İnanmadığın zaman dost, tatlı akışına kapılıp gittiğin zaman düşman.
... Eski insanların daha sağlam olduğu söylenir. Gerçekten de sağlamdırlar. Eskiden bir çocuğa hayatın ne olduğu erkenden anlatılmaz, yaşamanın çileli, çetin bir iş olduğu düşüncesi verilmezdi. Çocuğu kitaplarla yormazlardı. Çünkü kitaplar türlü sorunlar çıkarır, insanın yüreğini, kafasını kemirir, hayatı kısaltırlardı. Yaşam düzeni çoktan ve herkes için kurulmuş bitmişti. Bu düzeni insanı anası, babası öğretirdi. Onlar da bunu büyükbabalarından, büyükbabaları da büyükbabalarından hazır olarak almışlar...
Belki uykulu ve uyuşuk bir hayatın sonsuz sessizliği, hareketsizliği, maceraların, tehlikelerin, korkuların yokluğu, insanı gerçek hayatın ortasında bir hayal dünyası yaratmaya götürüyor...
İçinde, hiç uyanmadan kalmış, biraz kurcalanmış, fakat hiçbiri sonuna kadar işlenmemiş birçok yetenek olduğunu acı acı hissediyordu. İçi yanarak anlıyordu ki onda gömülü kalmış iyi ve güzel bir şeyler vardı. Belki çoktan ölmüş ya da bir dağın derinliklerindeki altın gibi saklı kalmış olan bu hazine, çoktan meydana çıkmış olmalıydı. Ama öyle derinlerde kalmış, üzerine öyle pisliklere iyi olmuştu ki...