Ali Hazelwood’un Beyindeki Aşk kitabını gerçekten çok beğendim. Dili sade, akıcı ve anlaşılırdı. Büyük bir beklentiyle başlamamıştım ama genç yetişkin türü için tatmin ediciydi. Başrol karakterimiz Bee, sıcakkanlı, tutkulu, enerjik ve karizmatik bir karakterdi. Onun çok yönlü kişiliği, tuhaf hayal gücü ve olaylara verdiği anlık tepkiler, karakteri daha eğlenceli ve canlı kımıştı bana göre. Ayrıca kadın hakları, cinsiyetçilik ve toplumsal roller üzerine verdiği mesajlar kitabı derinleştirmişti. Yazar, bu temaları ne yüzeysel ne de aşırı detaylı işlemiş tam kararında bir şekilde güçlü mesajlar aktarmıştı. Bu yönünü özellikle sevdim.
Zeka, bilim ve romantizmin birleşimi olan bir kitaptı. Düşmandan aşka teması vardı ve temposu, olay örgüsü ve karakter gelişimleri dengeliydi. Erkek başrol Levi ise dışarıdan soğuk, mesafeli hatta duygusuz biri gibi görünse de aslında oldukça centilmen, içine kapanık ama bir o kadar da kariyerine ve sevdiklerine değer veren bir karakterdi. Bee’ye olan ilgisi, desteği ve ona duyduğu sevgi çok güzel yansıtılmıştı. Aralarındaki diyaloglar, yeniden tanışma süreçleri, ikinci şans teması ve iletişimsizlikten doğan yanlış anlamalar gibi unsurlar kitaba tatlı bir derinlik katmıştı.
Kısaca konusuna değinecek olursam; Bee bir sinirbilim uzmanı ve NASA tarafından yürütülen bir projede lider pozisyonunda yer alıyor. Ancak ortak çalışacağı kişi, üniversite yıllarından tanıdığı ve kendisinden nefret ettiğini düşündüğü Levi çıkıyor. Başlarda yanlış anlaşılmalar, üçüncü kişilerin araya girmesi gibi karmaşık durumlar olsa da zamanla birbirlerini gerçekten tanımaya başlıyorlar ve ilişkileri bambaşka bir hâl alıyor. Tatlı, çerezlik bir romantizm hikâyesi.
Bazı okurlar yazarın kitaplarının birbirine benzediğini ve tekdüze olduğunu söylüyor ama ben buna