"Sahiden, yaratanlar, dölleyenler, oluşa sevinenler olarak sevmiyorsunuz yeryüzünü!
Nerededir masumiyet? Dölleme isteminin olduğu yerde. Ve kendisinden öte bir şey yaratmak isteyendedir en arı istem.
Nerededir güzellik? Tüm istemimle istemek zorunda olduğum yerdedir; sevmek ve yok olmak istediğim yerdedir, bir imge sadece bir imge olarak kalmasın diye."
"Sahiden, güneş gibi seviyorum yaşamı ve tüm derin denizleri.
Ve budur benim idrak dediğim şey: tüm derinlikler çıkmalı yukarıya – benim yüksekliğime!"
"Geleceğin tüm tekinsizlikleri ve yolunu şaşırmış kuşları ürküten ne varsa, daha bildik ve daha güvenilirdir sizin “gerçekliğiniz”den.
Çünkü diyorsunuz ki: “Gerçekleriz biz tamamen, yoktur hiçbir inancımız ve batıl inancımız.” Böyle kabartırsınız göğsünüzü – ah, göğsünüz olmasa bile!
Zaten nasıl inanabilirdiniz ki, siz alacalı bulacalılar! – siz ki gelmiş geçmiş tüm inanılan şeylerin tablolarısınız!
İnanışın ayaklı inkârısınız siz ve tüm düşünceleri parçalarsınız. İnanılmazlar: diyorum ben size, siz gerçeklere!"
"Ne olurdu halim, sizin şaşkınlığınıza gülemeseydim ve tasınızdaki bütün o iğrençlikleri kafaya dikmek zorunda kalsaydım!
İşte bu yüzden hafife alacağım sizi, çünkü daha ağır yükler bekliyor beni; ne zararı dokunur ki bana böcekler ve yusufçuklar da konsa çıkınıma!"