Kvothe başını salladı. “Teccam da aynı şeyi söylerdi: Yüz kilometre yürümeyen hiçbir insana cesur denemez. Kim olduğunla ilgili hakikati öğrenmek istiyorsan adını bilen kimse kalmayana dek yürü. Seyahat büyük bir eşitleyici ve öğretmendir. İlaç kadar acı, ayna camı kadar zalimdir. Uzun bir yol sana kendini yüz yıl boyunca düşünmekten daha iyi anlatır.”
“Erkek olmak herhalde zordur,” dedi usulca. “Bir kadın dünyadaki yerini bilir. Biz hayat doluyuz. Kadın bir çiçek ve meyvedir. Çocuklarımızın bir parçası olarak zamanda ileri gideriz. Ama bir erkek...” Başını çevirip bana şefkatli bir acımayla baktı. “Siz meyvesiz bir dal gibisiniz. Öldüğünüz zaman arkanızda önemli bir şey bırakmayacağınızın farkındasınız.”
Eve mi gitmek istiyorsun? Onun bir bedeli var. Hayatının kendi kontrolünde mi olmasını istiyorsun? Onun bir bedeli var. Hayır diyebilecek kadar özgür olmak mı istiyorsun? Onun da bir bedeli var. Daima bir bedel vardır.”
Babamın uzun zaman önce ettiği bir söz gelmişti aklıma: “Şarkılar kendi saatlerini ve mevsimlerini seçerler. Ezgin cılızsa bunun bir sebebi vardır. Ezginin tonu yüreğinin mizacıdır ve çamurlu bir kuyudan temiz su çekemezsin. Tek yapabileceğin artıkların dibe çökmesini beklemektir. Yoksa sesin kırık bir çanınkinden farksız olur.”