Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anh- anlatıyor:
Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Cuma günü bana çok salevât getirin! Zira o gün, meleklerin hazır ve şâhid olduğu bir gündür.[3] O gün bir kişi bana salât ettiğinde onun salâtı mutlakâ bana arz edilir. Salevât getirmeyi bırakıncaya kadar bu durum böyle devam eder.” buyurdular. Ben:
“–Vefâtınızdan sonra da mı?” diye sordum. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Evet, vefâtımdan sonra da! Allah Teâlâ peygamberlerin vücutlarını yemeyi yeryüzüne haram kılmıştır. Allâh’ın Nebîsi hayattadır ve dâimâ rızıklandırılır.” buyurdular. (İbn-i Mâce, Cenâiz, 65. Bkz. Ebû Dâvûd, Salât 201/1047, Vitir 26)
Yalnızlığı biliyor musun?
Boyu kaç metredir?
Ne kadar mesafededir.
Ne kadar zaman yol alınca kaybolur gözden?
Kaç odası vardır, kapısına asılmış siyah güller ne zamandan beri ordadır?
Yahut tavanından sarkan kafatası?
Kaç sabahın nefesini keserek dolanmıştır uyku arasında?
Kaç gecenin koynuna dolanmıştır zehirli bir yılan gibi?
Yaşı kaçtır mesela?
Kaç kişide ağırlığını korumuş
Kaç yüze çizgi olmuştur.
Kalabalıklar arasında mıdır yalnızlık?
Yoksa çıkmaz sokakların en dibine mi kilim sermiştir?
Kaç bedendir, kaç numara ayakkabı, göze kaç derece?
Yalnızlık tek gözü şaşı, dişleri kahve rengi bir cadı mıdır
Bir gölge midir?
Yüreklere ne serper? Kimsede çiçek açmış mıdır?
Ya da susuz çöl kaktüsü gibi dokunduğu yere diken mi bırakır?
Bir bardak serin su mudur, bir tas kan mı, yerçekimine emanet edilmiş bi deste gözyaşı mı?
Çocukların kapısını da çalar mı?
Nereden gelir bu?
Kapıdan mı
Bacadan mı
Kötü kahkahalara mı saklanmıştır.
İnsanların hakaretlerine mi
Kimse düşler mi onu?
Alıp, saklayıp kullanan var mı?
Tanıdınız mı onu,
Tanımadan yaş mı aldınız
Kimin hayatına manşet