Çıkalım.
Ruhlarımızın kapısına varmak için terk edelim ferşin sinesini.
Mahremiyet gizli gecenin kollarında çığlıkları,
Zeminine pas düşer kullanılmayan her yüreğin,
Küf kokar derine doğru çarkları çalışmayan her aklın.
Gidelim.
Üç beş günlük müsaade aldık kolları çiçekten bilezikli yollarda yürümek için.
Durmadan menzile varmak için gidelim
Bu bahanesi koyu, gölgesi ufak memleket bize yabancı.
Gidelim durmadan.
Bizler ki kendi yuvamızda garipler
Raks edeilecek o meydan, artık dikenden bir koy
Alalım damarlarımızda atan gözyaşı kaselerini.
Her duraktan edinelim üç beş müzmin var ise
Gözyaşlarımızla duş alacak tebessümler var belki
Uzak tepelerin saçlarına saçıldıkça kuş biten.
Bakalım ellerimiz pamuktan yastık mı acep
Yoksa işaret parmaklarımızın ucunda bir suçlu mu konuşlu.
Bu belirsizlik çok bize göğün altına kaçalım.
Demirden kubbeye atılan her ok fikrimize bir çığlık, bir yara, kör kokulu bahça.