Kumru ve Ben

Kumru ve Ben
@bilememki
Doğdum, yaşarken büyük sevdim, severken büyük kaybettim, kaybederken ölüme baktım.
Özlemek
Unuttum zannettiğimde başlıyor hatırlamak Karşımda oturuyorsun bazı geceler, yokken. Meğer gönlümün en güzel mahreminde Uyutuyormuşum sana dair bütün varlarımı. Bir nefes dumana meyil vermedim henüz Umudu kesmedim ne senden ne rabbimden Bekleyişimin adı özlemek, biliyorum Ve eksiltisiz bir minvalde seni bekliyorum.
Reklam
iç döküş
Yorgun bir Eylül akşamına devrilmiş seni düşünüyorum uzun uzadıya. Senden sonra huzur yüzü görmemiş ömrümü sorguluyorum bir balkon yalnızlığında. Şehrimize gelmediğin günde takılıyor zihnim bir süre. Sonra toprağına içinde bir yüzük sakladığım mor menekşe hatırlatıyor kendini kim bilir kaçıncı kez. Onu seninle buluştuğumuz tepenin otobüs duraklarına bakan duvardan aşağıya atıp öfkeyle şehri terk edişim izliyor. Sana söylenmeyi bekleyen ne varsa gömüp yüreğimin karanlık yanlarına eski bir huzursuz yüreğin mahreminde buluyorum kendimi. Sana kızıyorum şehrimize gelmediğin için ,söyleyeceklerimi sahipsiz bırakıp adının yazdığı yüzüğü bir menekşenin yalnızlığına terk ettiğin için kırılıyorum. Sonrası malum. Sensizlik. Sana söylenemeyenler. Duygu kutusuna atılmış mektubumun sana ulaştıramayışım. Bazen Hicran oluşun bazen isimsiz bir arama bazen Gönül dolu bir kanatlanış ile varlığını sunuşun. Sensizlik çift haneli rakamlara ulaştı zaman tortusunun süzgecinde. Senin bir yuva kurmana dek bekleyişimi söyleyemedim bunca zaman. Senin başka bir yüreğin yamacına gidişine dek yalnız bir odada tek başıma gözyaşları dökerek uyuduğumu bilmedin. Sen gittikten sonra eski huzursuz bir yürekle aynı odada senin hasretinle uyuduğumu bilmedin. Aradan geçen yılların ardından başka yüreklerin sığınağında küçümen masum yüreklere anne olduğunu, baba olduğumu hatırlayışım. Sesinden uzak kalışım, git gide varlığını hissettirmeyişin ve değişmeyen en kadim yoldaşım sensizliğim ve huzursuzluğum. İmalı, gizli saklı, sırra emanet yazışlarım bugün tutsaklığından kurtuldu. Bir yol ayrımındayım. Bunca yıllık huzursuzluğu yaşayan yüreğimi yalnızlık ülkesine taşımanın arefesinde. Biliyorum bunca huzursuzluk sensizlikten lakin biliyorum bitmeyecek sensizlik tekrarı olmayan ömrümde. Hakkını helal et. Helallik
İnsan ve Duygular
Yıllar sonra bir gecenin yarısı, bir şarkı ıslatıyorsa yanaklarını, geçmemiş demektir geçmişin yarası. #Alıntı
Yıllar evveldi. Farkındalıksız bir minval üzerine uzanmıştı yüreğimin avuçları bakışlarındaki sevgi yüklü sığınağa. Bakışların... Aradan geçen yıllar en çok bakışlarını unutturamadı. Avuçlarımda hüzünle sıkılıp fırlatılmış bir kağıdın ardından sesin düşmüştü kulaklarıma ardımdan. Uzun uzun yürümüştük o gün, vasıtasız, aracısız. Korkmuştuk belki de mesafelerin kısa sürede bitmesinden. Sonra bir tepenin yanı başında sımsıcak bakışlarımızı, sıkılgan cümlelerimizi sunmuştuk. Benim heybemde sana söylenmiş çaresiz bir yalan vardı, senin heybende söylenmeyi bekleyen bir hakikat. İkimiz de biliyorduk aslında yalan ve hakikati, hissediyorduk. Sonra gitgeller, yollar, yolculuklar, eriyip tükenen zamanlar. Adının kazındığı bir hatıra ile çıkmıştım karşına. Kim bilir ayrılığın yazgıya bürünmüşlüğü doğmuştu yüreğime. Aradan geçen bunca yılda hâlâ duruyor mu o hayaller biriktirdiğin hatıram yoksa gelmeyişinle solmaya duran bir hüzünlü çiçek gibi terkedildi mi ıssızlığa, bilmiyorum. Yüreğindeki suskun sözcükleri duyamamak kadar acı veriyor bu belirsizlik bana. Elinden tutmadım bir kez dahi, gözlerine bakamadım uzun uzadıya. Ben giderken bile sendeydim, hep sende kaldım. Umutlarımla, hüzünlerimle, anılarımla, acılarımla, geçmişimle, geleceğimle, yüreğimle, zihnimle, cümlelerimle, şiirlerimle, mektuplarımla, sesimle, sessizliğimle, sensizliğimle, ömrümle... Sende kaldım, döndüğümde seni bulamayacağımı bile bile.
İnsan ve Duygular
Bilirim, Hissederim, Söyleyemem
Bilirim; Suskunluğuna emanet ettiğin hatırlayışlarını Kaç mevsim terk ettiğini unuttuğun sesime değmeyişlerini. Hissederim; Göğe, denize ve maviye bakışlarında Gözlerinin sitemli, öfkeli iç çekişlerini Yüreğinin ömrüme uzak kalmış cümlelerini. Söyleyemem; Sana koşmayı bekleyen özleyişli, tutsak hüzünlerimi, Gözlerine, yüzüne, ellerine dokunmaktan mahrum hasretlerimi .
Reklam