Mektup, şiir, deneme ile harmanlanmış harika bir eser. Kalbine bir iğne gibi batıyor her mektup insanın. Özgün ve üzgün bir üslup. Kesinlikle okunmalı.
Hayat yoldaşına vedanın en acı hallerinden birini okudum. Bir şairin vedası da böyle olmalıydı. His ile özlem ile yazılmış etkileyici mısralar... Okunmasını tavsiye ederim.
Mustafa Kutlu'nun en sevdiğim kitabı diyebilirim. Roman tadında bir eser. Kentleşme serüveninin kırsalda ortaya çıkardığı hazin bir tabloyu okudum sindire sindire. Eski yaşam zamanlarını hissettim derinden. Bahçenin yetişen meyvelerinin tadını alırcasına okudum. En sonda ise git gide yalnızlaşan bir çabanın karlar altında nihayete erişine hüzünle şahitlik ettim. Ne kadar da güzel anlatıyor aslında bugünkü ahvalimizi. Üretim bitmiş, tüketim çılgınlığa ulaşmış; kanaat bitmiş, hırs zirveye tırmanmış; kadim bilgiler unutulmuş, bilgiden yoksun anlık hevesler çoşmuş... Mustafa Kutlu kırsalın pişman olunacak mevcut durumunu da, doyumsuzluğumuzu doyuramayacak kentleşmiş yaşantımızı da mükemmel yansıtmış. Kitap ismi de zaten eserin en güzel özeti.
Bir aşk romanı okuyacağım düşünmüştüm, bakmadan rastgele aldığım bir kitaptı. Okudukça dehşete düştüğüm, ağlamanın çok kolay olduğunu gördüğüm bir kitaptı. Batı'nın modern katliam yüzünü ve medeniyetten uzak vahşi grupların caniliğini görebileceğiniz bir roman. Leyla mı, acının merkezinde olan kadınlardan sadece biri. Acının saf halini yaşamış, ayrılığı en ağır haliyle taşımış, vahşiliği ruhunda ve bedeninde hissetmek zorunda bırakılmış bir kadın, Leyla...