Bu sonu gelmez, tuhaf oyununa akıl sır ermezdi. Aslında asla kimseye inanmıyor gibi bir hali vardı. Yalnızca suçlanan ya da tanıklık edene değil kendine bile. Bu yüzden itirafa, herkesin suçlu olduğu bu dünyada hiç olmazsa bir tür adalet ve düzene benzer bir şey sağlamak için tek ve en azından kısmen sabit bir hareket noktası olarak ihtiyaç duyuyordu. Ve itirafı sanki kendi hayatı için mücadele veriyormuş, ahlaksızlık ve suçla, kurnazlık ve kanunsuzlukla ilgili karmaşık hesabını görüyormuş gibi arıyor, yakalıyor, müthiş bir gayret sarf ederek karşısındakinin ağzından alıyordu.
Bütün hikayeyi arkadaşlarına anlattılar, nüfuzlu tanıdıklarına şikayette bulundular fakat şikayette bulundukları kişiler de şeytanın ta kendisinin ve belki daha fazlasının Karagöz'ün içinde yaşadığına, onun ağzından konuştuğuna kani olmuş insanlarla aynı şekilde omuz silkerek onları başından savdı.
"Sakın kimsenin masum olduğunu söylemeyin bana. Bunu yapmayın. Çünkü burada masum kimse yok. Kimse tesadüfen burada değil. Biri Avlu'nun eşiğini geçmişse masum olamaz. Yanlış bir şey yapmıştır, uykusunda bile olsa. Hiçbir şey olmasa, annesi, onu karnında taşırken şeytani düşüncelere kapılmıştır. Elbette, herkes suçsuz olduğunu söyler, fakat bunca yıldır burada olmama rağmen sebepsiz ya da suçsuz yere buraya getirilen insan görmedim. Kim buraya gelmişse suçludur ya da en azından suçlu birine çarpmıştır. Gerek talimat üzerine gerek kendi yetkime dayanarak yeteri kadarını serbest bıraktım, evet. Fakat hepsi de suçluydu. Kimse masum değil burada. Fakat henüz burada olmayan ve hiçbir zaman da buraya gelmeyecek binlerce suçlu var, çünkü bir şekilde suç işlemiş insanların hepsi buraya gelecek olsa bu Avlu'yu bir okyanustan öbürüne kadar genişletmek zorunda kalırdık. İnsanları tanırım, suçludur hepsi, yalnızca kaderlerinde burada ekmek yemek yok."
“Bana suçlu olduğunu söyleseydin, gitmene izin verebilirdim, çünkü burada birçok suçlu var. Hepsi suçlu. Fakat bizim ihtiyacımızolan tam da masum biri. O yüzden gitmene izin veremem. Bunu kendi ağzınla söylememiş olsaydın belki bir şey yapılabilirdi. Ama durum böyleyken artık başka bir yerden, senin yerine geçmesi için sana benzeyen başka bir masum bulana kadar burada kalmak zorundasın. Şimdi kıpırdamadan otur ve sesini kes!”