bilge dilan öner

bilge dilan öner
@bilgedilanoner
Her zaman karanlık işlere karışır, kendi sahip olduklarıyla başkasına ait olanlar arasında bir ayrım yapamazdı fakat bedenen ve zihnen güçlü olduğu sürece bunları atlatmanın bir yolunu bulurdu.
Sayfa 99·Kitabı okudu
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Gözden ne anlarsın sen, yere batsın sendekiler! İnsan o gözler gibi bir çift göz gördüğünde, güneş ve ay gibi ışıldayan o iki Cennet bahçesini düşünmekten suratında taşıdığı iki ışık aklına bile gelmez. Ne yıldızlar ve bulutlar ne harikalar vardır o bahçelerde! Ah dostum! Bakarsın ve baktığın anda donup kalırsın, erirsin. Yok olursun! O halde bunlar sadece "bir çift göz"müdür? Görüyorlar, tabii, ama bu yapabildiklerinin en azı, en son yaptıkları şey. Gözler! Yüzümüzde taşıdığımız, bizi kapılara çarpmaktan koruyan ya da kaşığı ağzımızda tutmaya yarayan bu önemsiz gözler nerede, o bir çift ilahi mucize nerede? Kıyas kabul etmez. Dünyaya bir kere gelir böylesi: Bir kere ve bir daha da gelmez. Bu çok daha iyi. Daha az acı, daha az kavga demek. Bu gözler başka gözler gibi ölmemeli ya da bu dünyaya doğmamalı.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı
Eğer yaşıyorsa onu muhtemelen Süleymaniye'nin yanındaki tımarhaneye, akıl hastalannın kapatıldığı yere götürmüşlerdi. Orada, meczupların arasında, kendini tahtın varisi olarak görmesine ilişkin hikayesinin delilerin anlattıklarından farkı olmayacaktı, bir akıl hastasının kimsenin dikkate almadığı zırvaları gibi görülecekti. Ve bu denli hasta, dengesiz biri her halükarda uzun yaşayamayacak, marazi düşlemleriyle birlikte bu dünyadan zahmetsizce, çabucak göçüp gidecek, bunun için kimsenin kimseye bir açıklama yapması gerekmeyecekti.
Sayfa 92·Kitabı okudu
1000Kitap
Zayıf olanı, belli ki kaybolmuş, kendini sonsuza dek bu dünyanın ve onun yasalarının dışında bir yerde konumlandırmış bir insanla karşılaşmanın yarattığı o müthiş korkuyu hiç hissetmemiş gibiydi.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Alıntı
Kamil, zamanın güneşin doğup batmasıyla ölçüldüğü ve tüm insan ilişkilerinin dışarısında kaldığı o gece, bir noktada kendisinin Cem Sultan'la aynı kaderi paylaştığını, insanların en mutsuzu, kaçacak hiçbir yeri kalmayacak şekilde köşeye sıkıştırılmış, kendini inkar etmemiş, edememiş, kendi olmaktan vazgeçmemiş o adama benzediğini açıkça ve gurur duyarak itiraf etti.
Sayfa 91·Kitabı okudu
1000Kitap