İsyan dediğin şey, öyle kolay kolay çıkmaz. İnsanoğlunun içinde realitelere karşı daima bir reaksiyon vardır. Vardır da bireysel reaksiyonların toplu bir tepkiye dönüşmesi için normalden öte birikimler gerekir.
Açlık gerekir... Susuzluk gerekir... Umutsuzluk gerekir...
Struma’da bunların hepsi vardı. Ve günden güne düzeleceğine daha da artıyor, yolcuların içlerindeki yara daha bir derinleşerek kangren halini alıyordu.
“Türkler’de her duruma uygun atasözleri çoktur..” diye cevap verdi Simon Brod. Sözgelimi derler ki, ne şiş yansın ne kebap... Aşağıya tükürsen sakal, yukarıya tükürsen bıyık sözü de yine onlara aittir. Açıkçası şu beyler... Türkler bu savaşta taraf olmak istemiyorlar. Savaşın nasıl bir seyir izleyeceğini hiç kimse bilmiyor. Emin olamamanın sıkıntısını çekiyorlar. Almanlar’ı kızdırmak istemiyorlar. Çünkü gamalı haç sınırlarına kadar dayandı Almanlar’a karşı koyabilmek için elinde yeterli askeri güçleri de yok.
Dış politikalarında İngiltere’den etkileniyorlar. İngilizler’i gönülden sevmemelerine rağmen, ne yazık ki baskıları karşısında pek fazla direnemiyorlar. Ülkelerini işgal eden Batılı güçleri kovan ve Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden bu yana çok şey değişti Türkiye’de. (...) Atatürk, son derece şahsiyetli bir liderdi. Dengeleri gayet iyi takip ederdi, ama kimselerde pabuç bırakmazdı.