Stoacılar duyguların akıl ve mantığı bulandırdığına ve yargılama gücüne zarar verdiğine inanmışlardır.
...Özü şuydu ” Düşüncelerimiz bize bağlıdır.”... bu felsefe Vietnam Savaşı şurasında Kuzey Vietnam üzerinde vurulan Amerikalı savaş pilotu James B. Stockdale’e de esin kaynağı olmuştu.
İnsanlar başlarına gelen şeyler karşısında “filozofça” davrandıklarını söylediklerinde, sözcüğü stoacıların kullandığı anlamda kullanırlar. “Stoacı” adı, bu filozofların Atina’da sık sık buluştukları boyalı bir sundurma olan stoadan gelir. İlk stoacı, Kıbrıslı Zenondu...
....Temel düşünceleri, sadece değiştirebileceğimiz şeyler üzerine endişelenmemiz gerektiğiydi. Diğer şeyler konusunda kaygılanmamalıydık. Şüpheciler gibi onlarda huzurlu bir zihni amaçlıyordu. Bir stoacı, sevilen birinin ölümü gibi trajedik olaylar karşısında bile duygularına kapılmamalıydı. Başımıza gelen şey çoğu zaman kontrolümüz dışında olsa da, ona ilişkin ‘tutumumuz’ kontrolümüz dahilindedir.
Bu, günümüzde “Epikurosçu” sözcüğünün taşıdığı anlamdan tamamen farklıdır, hatta neredeyse zıttıdır. “Epikurosçu” diye adlandırdığımız kişi, iyi yemekler yemekten zevk alan, lüksün ve tensel hazların tadını çoklardan biridir. Epikuros’un zevkleri bu tanımın akla getirdiklerinden çok daha basitti. Olumlu ol ak gerektiğini öğretiyordu: açgözlü iştahlara teslim olmak gitgide daha fazla arzu doğurur, sonuçta da doyumsuz bir özlemin acısını getirir....
Eski Yunan filozofu Epikuros (İÖ 341-270), ölüm korkusunun zaman kaybı olduğunu ve yanlış bir mantığa dayandığını savundu. Aşılması gereken bir ruh haliydi bu. Sağlıklı düşünürseniz, ölüm hiç de korkulacak bir şey değildir.