Genel olarak güzel mesajlar okuyunca etkileyen yerler vardı. Fakat okurken kitabın kahramanına ben çok sempati duyamadım. Bazı yerlerde üzüldüm ama bazen de kızdım. Ç
Bu bir tek kısa roman (novella). Başkahraman Ana Magdalena Bach, her Ağustos’ta annesinin gömülü olduğu adaya gidiyor; her ziyarette de bir gecelik bir ilişkiye sürükleniyor. Metin, sadakatle arzunun, yasla şehvetin sınırında salınan bu tekrarlar üzerine kurulu.
Dili sade ve yer yer çıplak; büyülü gerçekçilikten çok arzu, yaş alma, hafıza ve suçluluk duygusu öne çıkıyor. Her Ağustos dönüşü kahramanın evlilik algısı biraz daha esniyor; okur da aynı soruyla baş başa kalıyor: “Sadakat, yalnızca beden midir, yoksa hafıza mıdır?” Romanın “tekrar” yapısı, bir yandan bağımlılık hissi yaratıyor, bir yandan da bölüm sonlarında küçük sarsıntılar bırakıyor. Kısa oluşu sayesinde bir oturuşta bitiyor; ama bitince de akılda eksiltili bir tat bıraktığını söyleyebilirim—kısmen metnin taslak kökeninden, kısmen de bilinçli bir açık uçluluktan.
Ağustosta GörüşürüzGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20251,797 okunma
Serinin son kitabı. Açıkçası çok tatmin edici değildi. Her ne kadar serinin devam etmesi beni mutlu etse de ilk kitaplardaki tadı bir türlü alamadım. Ama yine de Lisbert ve Mikael hayatımda epeyce yer etti.
Ölmesi Gereken KızDavid Lagercrantz · Pegasus Yayınları · 2019449 okunma
Kitap, hiç beklemediğim yerde olay örgüsü acayip bir hal aldı. Macera seven, sıradışı bir kitap okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Devamını merakla bekliyorum.