Saat 03.46 ve heyecandan bir türlü bırakamadım kitabı. An itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Kitap boyunca tahmin ettiğim isim değil de bambaşka birinin katil olduğunu öğrendim. Katilin anlattığı hikayenin etkisini bir süre üstümden atamayacağım sanırım. Kitabın genelinde anlatılan hikayelerde olduğu gibi...
Kadınlar, ama sahiden seven kadınlar, erkeğin güçlü olmasıyla ilgikenmezler. Seni severler, çünkü yüreklerinde bir yere dokunmuşsundur. Bunu farkında varmadan yaptıysan seni severler. Çünkü samimi olduğunu anlarlar.
Sadece hayatın farkına varıyordum bir kez daha. Hepsi buydu. Eskiden de çok iyimser bir adam değildim ama hiç değilse mücadele edebilecek bir kararlılığa sahiptim. Inancım olmasa bile inadım vardı. Ölmeyi beceremiyorsam, küçük de olsa anlamlı işler yapmalıyım diyebiliyordum. Galiba o duyguyu yitirmeye başlamıştım. İçimdeki umut ağır ağır ölüyordu. İşin kötüsü bana ayakta kalma, direnme gücünü kazandıran insanları da yitiriyordum.
Peri ve Abdullah... Hüzünlü şekilde ayrılıp yine hüzünlü şekilde birleşen iki kardeş. Konusu o kadar güzel ve merak ettiren bir konu ki. Ne olacak merakı kitaba beni çekerken, bir yandan da konunun işleniş şekli ve yazarın anlatışı bir o kadar itti beni kitaptan. Bir olay anlatırken birden bire başka bir olaya atlıyor sonradan alışılsa da bu duruma kitabın başında anlamıyor insan.