Nihayet kitabı bitirdiğimizde -iyi bir romansa eğer- onu okumadan önceki halimizden birazcık farklı olduğumuzu, sanki yeni bir yüz görmüş,sanki daha önce hiç geçmediğimiz bir sokaktan geçmiş gibi biraz değiştiğimizi görebiliriz.Ama tam olarak ne öğrendiğimizi,nasıl değiştiğimizi söylemek; bu çok zordur işte.
Her şeyin her zamanki yerinde ve kimliksiz olduğu,beklenmedik şeylerin söz konusu olmadığı bir ortamda bulunmanın kendisine rahatlık,öz bilincine varma,düşünce özgürlüğü sağladığını öğrenmişti.
‘A ne güzel,hemen fotoğrafını çekmeli bunun!’ gibilerden bir şey demeye başlamanız,fotoğrafı çekilmeyen her şeyin yitip gittiğini düşünenlerle aynı çizgiye getiriverir sizi,fotoğrafı çekilmeyen sanki hiç var olmamıştır,bu nedenle gerçekten yaşamak için elden geldiğince çok fotoğraf çekmek gerekir,elden geldiğince çok fotoğraf çekebilmek için de,ya elden geldiğince çok fotoğraf çekilebilir bir dünyada yaşamak ya da kendi yaşamının her anının fotoğrafının çekilebilir olduğunu kabul etmek gerekir. İlk yol aptallığa,ikincisi ise deliliğe varır.”