Bilgges

Bazen şeytan bazen melek İNSAN bu işte!
4/10
·152 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 16:11
Birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında DAZAİ'nin hayatını anlatan öykülerden oluşan bir kitap Günün ilk Işıkları. Kendi hayat hikayesinden kesitler içerdiğini öğrenince yazarın hayat hikayesini inceledim. Alkol Bağımlılığı ile mücadele etmiş ve sanatçı olmasının da etkisi ile duygularını uçlarda yaşamış. 4 kez intihar girişiminde bulunmuş ve sonuncu girişiminde metresi ile birlikte nehre atlayarak ölmeyi başarmış. Cesedine ise 19 haziran 1948 yılında yani doğum gününde ulaşılmış. Hayatı boyunca yaşadığı sefillik, parasızlık, bağımlılık ve savaş durumlarını ustaca aktarmış. Dikkatimi çeken bir konu ise kendini acımasızca eleştirebilmesi... Başkalarını suçlamadan yaşadığı duyguları yorumlarken insanın içindeki kötü yanlarını da göz önüne sermiş. Olayların akışına göre insanların vicdani duygularının körebileceğini; bencil, şeytani taraflarını gösterebileceğini kendi hayatı üzerinden sergilemiş.Sanırım bu kitabı bölümlerde bahsettiği yazmayı düşündüğünü ve tamamladığını belirttiği intihar mektuplarının derlemesi... En çok hoşuma giden taraf hayatında yaşadığı çok şeyi tasvip etmesem de kendisini dürüstçe kağıda dökebilmesi. Beni en çok etkileyen bölüm ise 2. dünya savaşı sırasında bireysel olarak kendi yaşadıklarını anlattığı savaşlar bölümüydü. "Savaşları devletler yapar etkilerini ise masum insanlar yaşar " sözünü DAZAi' nin gözünden bir kez daha hissettim. Puanım 4 tü Sebebi ise ; dili sade anlaşılır olmasına rağmen öykü diye tanımlanan kısa bölümler bence yazarın kendi kendine konuşmalarının kaleme alınmış hali ve bir sonuca erişemiyor doğal olarak...
1000Kitap
Günün İlk Işıkları Osamu Dazai · Olvido Yayınları · 2022818 okunma
Reklam

Bilgges

, bir kitap okudu
4/10
·152 syf.··
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 16:11
·
2026 6. kitabı
Osamu Dazai
6.9/10 · 818 okunma
İnsan insana muhtaç bu net!
9/10
·160 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 10:14
Yaş aldıkça, birlikte yola çıktığın insanları kaybettikçe ve kendini adadığın çocukların kendine yeni hayatlar kurdukça özellikle geceleri dayanılmaz bir sessizliğin içinde bir sese,bir nefese ihtiyaç duymak kadar insani bir duygu olamaz. Bu durumda yalnızlıkla nasıl baş eder insan?Küçük bir kasabada yaşayan birbirine aşina insanlar arasında yalnızlığı ile mücadele eden Addie cesurca davranarak artık yaş aldıkça boğucu hale gelen yalnızlığını paylaşmak ve yalnızlığından kurtulmak için komşusu Louis e bir bir teklifte bulunur. Bu teklifle birlikte hayatları yeni bir başlangıca sürüklenir. Birbirlerini yakından tanıdıkları bu süreçte çevresindeki insanların yargıları ile de mücadele ederler. Hayatlarına dokundukları bu süreçte kimseyle paylaşmadıkları pişmanlıklarını, kırgınlıklarını, acılarını ortaya dökerler. Sade basit bir dille duyguları karsı tarafa aktarmayı bilen bir yazım diliyle yazılmış.Sonu birazcık melankolik geldi sadece... Bu arada izlediğim diziden tatlı bir kesiti de hatırlattı bu kitap bana Adsız Aşklar isimli dizinin bir bölümünde yalniz uyumak istemeyen insanlar için uyku arkadaşı olarak iş yapan bir adamı anlatan bir bölüm vardı. Özellikle ilk sayfalarda konu olarak tamamen uyuşmasa da o bölümü hatırladım..
1000Kitap
Ruhların SonbaharıKent Haruf · Dedalus Kitap · 20261,186 okunma
Kalp Lambamızın Işığı Hiç Sönmesin!
8/10
·216 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 15:53
12 farklı hikaye hissettirdiği duygular ise birbirinin aynı... Biraz öfke biraz kırgınlık biraz haksızlığa uğramışlık... Kadın olmanın zorluğunu din, dil, ırk farketmeksizin iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ataerkil ; kadını sadece doğuran, emziren, temizlik yapan,yemek pişiren ve hizmet eden bir köle gibi gören toplumlarda bu durum daha içler acısı maalesef. Çaresizliği kadın cinsiyeti üzerinden işlemeyi başarmış yazarımız. Bir de önsöz yazmış ki tüm hikayelerin ana fikri gibi... "Ataerkillikten çoğu zaman erkekler tarafından dayatılan bir sistem olarak bahsedilir. Ancak her gün yaşadığımız hakikat bundan çok daha karmaşıktır. Bu yük, sıklıkla kadınlar tarafından omuzlanır, korunur ve aktarılır. Dünya zalim olduğu için kızları adına korkan anneler; erkek kardeşleri büyüyebilsin diye küçülmeyi öğrenen kız kardeşler; hayallerini özenle katlayıp evin kuytu köşelerine kaldıran eşler; sessizliği bir miras gibi devralan kız çocuklar... Bu bir tercih değil; evlerimizin duygusal ve kültürel dokusunun yüzyıllar boyunca itaati ödüllendirip 'kendin olmayı' cezalandıracak şekilde örülmüş olmasının sonucudur. Kadınlar, hem sevginin taşıyıcısı hem de bazen kendilerini yaralayan kuralların tasıyıcısı hâline gelirler. Bu çelişki beni her zaman hem büyülemiş hem de hüzünlendirmiştir..." Kadınsan her zaman toplum tarafından sana biçilen rollere uymak zorundasın hatta bu rolleri nesilden nesile aktarmak zorundasın ,kendin olamazsın. Hep fedakar, ince düşünceli,verici, arka planda durmaya alışık bir anne, eş ,arkadaş kardeş olmalısın ... üstelik Coğrafya değişse de farklı dillere sahip olsak da aynı duyguları hissediyoruz bunu yazar önsöz de şöyle ifade etmiş: " Aramızda bir aşinalık var: sizin toprağınızla benimki arasında. Farklı diller konuşuyor, hakikatlerimizi farklı
1000Kitap
Kalp LambasıBanu Mushtaq · Budala Kitap · 2026932 okunma