Aslında temel korku, ölenin geri gelmesi vampirleşmesidir.Bu açıdan merasimlerde belli bir ikiyüzlülük vardır. Onun gitmesini istemiyorsun ama yine de onu uzaklaştırmak zorundasın, çünkü doğa bunu buyuruyor.
Babalar hakkında yazmak daha zordur. Belki de annemizle aramızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğumuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanımızdadır, öğle yemegini hazırlar, hastayken size o bakar, elini alnınıza koyar; anne, içinde yüzdüğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir- puslu, belirsiz ve karanlıktır, bazen korkutucudur, çoğu zaman ortada yoktur.
"Dostoyevski, insanın mutlu olduğunu bilmediği için mutsuz olduğunu, tek sebebin bu olduğunu söyler...Biz burada ne kadar mutsuz olduğumuzu bilmediğimiz için mutluyuz. "
Yas aslında bencildir, terk edilmiş bir dünyada kendimiz için tuttuğumuz bir yastı. Ben onsuz nasıl yaşarım? ... Ama bu, hikâyenin sadece bir parçası, vedalaşmanın bir yüzü.
Genelde kitap arkası yazıları okur ya da o kitap içeriği hakkında bilgi sahip olabileceğim yorumları okurumk ama bu sefer nedendir bilmiyorum kitap hakkında çok satılanlar listesinde olmasından başka bir bilgim olmadan okumaya başladım. Popüler bir kitap evet kimi fazlaca abartıldığını düşünürken kimi için oldukça etkileyici kesinlikle hakkettiği değeri görüyor... Ben de bir yandan fazla abartıldığını düşünürken bir yandan da bu yas sürecine dahil olmaktan fazlaca etkilendim. Ne dengesiz bir yaklaşım diye düşünebilirsiniz sanırım yazarın akıcı anlatım tarzı ve çevirinin uyumluluğu ve sadeliği sıcacık bir etki yarattı. Gospodinov kanserden babasının kanserle mücadelesini ve bu mücadelede kendi yaşadıklarını, ölüme adım adım gidişini bu yolculukta kendi çaresizliğini ve kayıp sonrası geçmişle bağlantılı yaşadıklarını babası ile ilgili anılarınn canlanmasını müthiş bir ustalıkla kaleme almış. Benzer acılara sahip olan biri olarak duygularımı somutlastırdığı için belki de bu ayarsızlığı yaşıyorum. Yazar kitabını tanımlarken sayfalar arasında türü hakkında ilginç bir nitelendirme belirtir: "bu kitabın kolay bir türü yok, onu kendisi icat etmeli... Belki o başlı başına bir türdür ya da diğer tüm türleri içine alır. Bir ağıt-roman,anı-roman, ya da bahçe-roman..." Çok sevdiğiniz bir insanın kaybıyla nasıl başedersiniz ? Üstelik bu kişiyi yavaş yavaş ve bir o kadar sessizce kaybettiyseniz... Benzer yaralara sahip olan insanlar Gospodinov'un yazdığı satırlarda bulur kendini tıpkı benim gibi. Aslında bence bu kitap ölümün ardından iç dökme ve yas sürecinden daha çok ölümsüzlüğü ve yeniden varoluşu anlatıyor. Gospodinov'un babası bir bahçıvandı ve ölümüyle bu kitap sayesinde ölümsüzleşti."Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir? Acaba ölüler dünyayı toprağın