Zekanın gerçek göstergesi bilgi değil, hayal gücüdür." Albert Einstein
1000Kitap
Hocanın uygur eşine yüzünü ekşiterek o Çinli diyen tarihçi mallığı. Nasıl yani Uygurlar Çinli değil mi diyor, hani kafasını reels kaydırmaktan kaldırıp biraz etrafına baksa anliycak da işte.. Yav hiçbir şey yapmiyosun arada twitıra gir bilgi kirliliğinin arasından belki birkaç bir şey kopartabilirsin. Doğrusunu anlatmaya çalışınca da ben bunlarla ilgilenmiyorum, diyor. Bari dersi dinle hoca kaç kere karımı aylarca alıkoydular falan dedi. Gerçekten insan sağlığı açısından bazı insanların sadece susması gerekiyor.
Reklam
Okudukça cahileşen biri olarak, okumadıkça alimleşenleri hayretle izliyorum.
"Sevgi, sadece hoş bir duygu değil, bilgi ve çaba gerektiren bir sanattır
“…Ben sorgulayan birisiyim. Benimle bilgi paylaşmak isteyen herkese her zaman açığım. Ancak ‘deniz ikiye yarıldı’, ‘asa yılana dönüştü’ gibi hikâyeleri anlatmayın; bana dinle, inanışınızla ilgili gerçek olabilecek bilgiler gerek! İnanç kişisel bir alandır; çoğu zaman mantıkla değil kabul ile yaşar ama anlattıklarınızdan emin olamam. Eğer öyleyse, bir başkasına göre ejderhalar da gerçek olabilir. Ya da insan bedenli boğa başlı yaratıkta gerçek olabilir. Peki bunları hangi veriyle kanıtlayabilirsiniz?”
Felsefe-Düşünce
Vaktin sarrafı olmaya bak...
Zamanın ruhunu, fıtratın ritmini anlatan bir ölçü, mevzunun mukaddimesi olsun: Demiri tavında dövmek gerek, tohumu vaktinde ekmek gerek...hasadı da sabırla beklemek gerek... Her şeyin bir "an"ı, her emeğin vuku bulacağı bir "vade"si vardır. Ne demiri soğutmaya gelir, ne tohumu kışın ayazında toprağa vermeye... Geciken müdahale de, aceleye getirilmiş eylem de bereketi kaçırır. Bilgelik, o doğru zamanı sezebilmekte ve o an geldiğinde tereddüt etmeden, kararlılıkla dövebilmekte ya da ekebilmektedir. Zamanın ve mekânın dar kalıpları arasında sıkışıp kalan insanoğlu için en büyük yanılgı, her şeye muktedir olduğunu sanmasıdır. Oysa kâinat, kendi ritmi ve nizamı üzere akar. Bu nizamı fark edenler huzura erer, ona karşı direnenler ise beyhude bir yorgunlukla kendini tüketir. Ey insan; eğer hayat yolunda adımların bereketli, kelâmın kalıcı, amelin hayırlı olsun istersen, şu nasihatleri zihninin ve kalbinin bir köşesine nakşet: Vaktin kıymetini bil, demiri tavında döv... Fırsat dediğin, rüzgâr gibi esip geçen bir esintidir; tutamazsın, ama o estiği an yelkenini açmayı bilmelisiniz. Geciktirme, demir soğuduktan sonra vurulan her çekiç darbesi, örse de çekice de zulümdür. Zamanı geçmiş bir söz, vadesi dolmuş bir hamle, sahibine yalnızca ağırlık yapar. Acele etme, henüz kor haline gelmemiş, ateşin terbiyesinden geçmemiş demire şekil vermeye çalışmak da hamlıktır. Unutma ki, ham demir kırılır, tavındaki demir bükülür. Fıtrata ve sebebe tevessül et de, tohumu vaktinde ek... Her niyet bir tohum, her zemin bir topraktır. Tohumun kalitesi kadar, toprağın kıvamı ve mevsimin selameti de mühimdir. Zemini tanı, çorak toprağa tohum saçmak, emeği ziyan etmektir. Sözünü, halden anlayana söyle; fikrini, yeşereceği zihinlere emanet et. Liyakat ve ehliyet olmayan yerde ne tohum başak
Reklam
Reklam