Günümün büyük bir vaktini ağaçlarla kaplı bahçede ellerim arkamda dolaşarak gezinmekle geçiriyordum. Tanıdığım tanımadığım herkesi selamlardım. İtibarı yüksek konumda olan asillerin yapması gereken bir hareketti. Aksi halde bireysel olarak hiçbiri umurumda değildi. Bazıları arkama takılıp beni takip ederdi. Bundan zevk alırdım. Lider olduğumu onaylamaları beni güçlü hissettirirdi. Bir isyan düzenlemek üzereydim. Bir şekilde bir kaçış planı hazırlayıp buradan topluca çıkmayı hedefliyordum. Zihnim karışıktı düşüncelerimi toparlamakta zorlanıyordum. O yüzden henüz icraata geçmemiştim. Daha önce birkaç deneme olmuştu fakat bizi kolayca zapt etmişlerdi. Brutus karşı tarafla işbirliği yaptığından içeriden bilgi almaları kolaylaşıyordu.
...kendimi artık kadınlığına bilgi de eklemiş genç bir Türk Cumhuriyeti kızı sandığımda; Metin'in bütün fikirlerine akıllı akıllı, bilgili bilgili karşılıklar verebildigim ve karşı durabildigim bir sırada; öyle işte, düşüncelerimi güzel güzel savunurken; öyle işte, kendi gözümde yücelip dururken; soluk soluga, şaha kalkmış bir kısrak gibi yücelirken kendi gözümde ve fikirlerimi dinlediğini, dinleyip düşüncelerimden etkilendiğini sanıp dururken, "Ne güzel dudaklar!" diye birden üstüme atlayışı!..
Evrenin yalnızca çok küçük bir kısmını algılayabildiğimiz artık tartışmasız bir gerçektir. İnsanlığın gözlemleyebildiği, varlığından haberdar olabildiği en uzak yıldızlar bile aslında buz dağının suyun üstündeki küçücük bir kısmından ibarettir. Nitekim yalnızca Miraç’la ilgili hadisler bile evrenin fizikötesi katmanlarına dair sundukları işaretler açısından son derece zengin bir içerik taşır.
Elmalılı merhum, tefsirinin girişinde evrendeki düzenden bahserderken her varlığın diğeriyle ilişki içinde olduğunu, iç içe geçmiş sistemler hâlinde yaşadığımızı anlatır ve bu düzende adeta “her şeyin bir şey, bir şeyin de her şey için var” olduğunu söyler. Günümüzde bazı bilimsel yaklaşımlar da evreni daha doğru anlayabilmemiz için “bağlantısallık” kavramına dikkat çekmektedir. Bizler farkında olalım ya da olmayalım, bu iç içe geçmiş âlemlerle sürekli bir ilişki içerisindediriz. Efendimiz Aleyhisselam’ın hayatına dikkatle baktığımızda ise onun bütün varlık âlemiyle ilişkimiz konusunda bize nasıl rehberlik ettiğini görebiliriz. Yağmur yağmaya başladığında dışarı çıkıp ridasını sıyırmış ve omuzları ıslanırken Rabbimizin elinden yeni çıkan yağmuru selamlamış; sürekli Cebraîl ile görüşen biri olarak her anlamda temizliğe önem vermiş, kötü kokulardan uzak durmuştur. “Uhud Dağı bizi sever, biz de onu severiz” buyurarak cansız sandığımız doğanın da duygularına işaret etmiş; mezarlardaki yeşilliklerin ölüye dua ettiğinden bahsetmiş, cinlere Kur’an okumuş, ağaçlarla konuşmuş, sırtını dayadığı kütük ondan ayrılınca inlemiş, eşyalarına isim vermiş, hayvanlarının rehberliğine güvenmiştir. Kısacası o, yalnızca insanlarla değil, görünen ve görünmeyen bütün varlıklarla iletişim kurmuş, onlara saygı göstermiş ve haklarına riayet etmiştir.
Canlı ya da cansız, fizik ya da metafizik bütün âlemleri