"Beynimizdeki bilgi akışını sağlayan küçük kimyasal maddeler stres yüzünden ölür, azalır ve beynimiz hızla körelmeye başlar. Bu süreç vücudumuzun savunma sistemini de tahrip eder ve hastalıklar vücudumuzu kuşatır." Muhammed Bozdağ
Alıntı
Yerçekiminin Ahlâkı Elma düşer. Kimse alkışlamaz bunu. Çünkü alışılmıştır düşmek. Oysa bir yaprağın son anda havayla anlaşması, bir tohumun karanlıkta ışığa dair bilgi saklaması, bir çocuğun henüz görmediği denizlere inanması daha az mucize değildir. Taş, yeryüzüne sadıktır. Duman, gökyüzüne. İnsan ise ikisinin arasında kararsız bir cümledir. Bir yanı topraktır: ekmek ister, uyumak ister, ısınmak ister.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
FİLOZOF, DÜŞÜNÜR. Celal Yalnız(Sakallı Celal) 6 Mart 1886, İstanbul doğumludur. 1907 Galatasaray Lisesi mezunudur. Yazılı bir eser bırakmamış ama her biri birer eser olan insanlar bırakmıştır arkasında. Yakın arkadaşları arasında Yusuf Ziya Ortaç, Ahmet Haşim, "öğrencim" de dediği Nazım Hikmet, Ordinaryüs Matematik Profesörü Ali Yar, Haldun Taner ve Ali Sami Yen; çevresindekiler arasında Nurullah Ataç, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Kazım Taşkent gibi çeşitli isimler ile Melih Cevdet Anday, Orhan Veli gibi pek çok şair ve yazar yer alır. Bugün dilimizde yer etmiş, kaynağını bilmeden kullandığımız pek çok deyiş de onundur. Birkaç Sakallı Celal deyişi örneği: "Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazindir..." "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur." "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir." "Türkiye'de aydın geçinenler Doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar." "Evinde yapılan arama esnasında polis duvarda duran Karl Marx portresini sorunca "Rahmetli Babam" diye cevaplamıştır".' "Meşrutiyeti getirdik olmadı, cumhuriyeti kurduk olmadı. Biraz ciddiyete ne dersiniz?" Galatasarayı Sultanisi'nden öğrencisi ve hayranı olduğu Tevfik Fikret'in, "Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin" dizesinde ifade edilen prensibe ne pahasına olursa olsun, hayatı boyunca sadık kalmıştır. Sakallı Celal'den günümüze kalan ne kadar bilgi, belge ve tanıklık varsa, a'dan z'ye bulunabilecek " tek kaynak " ; gazeteci - yazar Orhan Karaveli tarafından yazılmış olan " Sakallı Celal - Bir 'Bilinmeyen Ünlü'nün Yaşam Öyküsü " adlı belgesel - ve harika fotoğraflarla bezeli - 230 sayfalık, değerli kitaptır.( Pergamon, 1.baskı Mayıs 2004, 4.baskı Haziran 2004) 6 Haziran 1962 tarihinde yaşamını yitiren asıl adı Celal
KIRLANGIÇ HİKAYESİ "Kırlangıcın biri bir gün bir adama aşık olmuş. Her gün pencerenin önüne gelir onu izlermiş. Bir gün bütün cesaretini toplamış ve adama: “Hey adam ben seni seviyorum, uzun zamandır seni izliyorum” demiş. Adam: “Saçmalama sen bir kuşsun, ben ise bir insan. Durduk yere sen de nereden çıktın” diye bunu içeri almamış, pencerenin önünden kovalamış. Kırlangıç yine gelmiş: ”Tamam seni hiç rahatsız etmicem” demiş. “Sadece çok iyi dost olalım” demiş. Adam yine kabul etmemiş ve kırlangıcı kovalamış. Kırlangıç tekrar gelmiş: “Bak demiş hava çok soğuk. Seninle çok iyi arkadaş olalım. Beni içeri al, soğukta donacağım” “Sıcak ülkelere göç etmek zorunda kalıcam; lütfen beni içeri al” Adam yine kırlangıcı içeri almamış. Kırlangıç çok üzgün bir şekilde başını önüne eğmiş ve gitmiş. Aradan çok zaman geçmiş. Adam pişman olmuş. Derken yaz gelmiş. Adam kırlangıcı diğer kırlangıçlara sormaya başlamış; ama kırlangıcı herhangi bir gören olmamış. Sonunda danışma ve bilgi almak için bilge bir kişiye gitmiş, olanları anlatmış. Bilge kişi demiş ki; “Kırlangıçların ömrü altı aydır. Hayatta bazı fırsatlar vardır sadece bir kez elinize geçer; değerlendiremezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır sadece bir kez karşınıza çıkar; değerini
Eskiden zihnin kendi içine dönebildiği, hiçbir şey üretmeden ve tüketmeden durabildiği o verimli "boşluklar" (buna zihinsel karadelikler de diyebiliriz) vardı. Şimdiyse o boşlukları sürekli bir şeyler tüketerek tıkıyoruz. Beyin, yeni bir bilgi veya uyarıcı aldığında bunu bir hayatta kalma ödülü gibi algılıyor; ama bu sürekli tüketim, derinlemesine odaklanma yeteneğimizi ve uzun vadeli motivasyonumuzu sinsice kemiriyor. Bir şeyi gerçekten derinlemesine öğrenmek ve sindirmek için, zihnin bazen o mutlak uyarılmasızlık anına, yani o verimli sessizliğe ihtiyacı var.
Doğaya aykırı yaşandığında, fiziksel olarak Obez; düşünsel olarak Cahil ve Bağnaz insanlar ortaya çıkar. ♛hakan♞kutlu♛
Duygu ve Düşünce