Hiçbir şey değiştirilmeyen insan, çok şey bilen insandan tehlikelidir.
Düşünme Nedir?
İnsan, yalnızca yaşayan bir varlık değil, aynı zamanda yaşadığını fark eden bir varlıktır. Onu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri de genel olarak olup bitenleri anlamlandırma, sorgulama ve yorumlama yeteneğidir. İnsan, dünyanın gözünü açtığı andan itibaren duyar, duyar, hisseder. Fakat bütün bunların ötesinde düşünürler. Düşünmek, insanın kendisiyle, ortamıyla ve varlıklarla kurduğu en derin ilişkinin adıdır. Yaşamın içinde çoğu zaman düşünmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark etmeyiz. Oysa bir sabah verilen küçük bir karardan, bir toplumun bireylerine büyük tercihlere kadar her şey düşünme faaliyetinin ürünüdür. İnsanın bazen geçmişini okuyabildiğini, bazen bugününü değerlendirdiğini, bazen de sürdürmesini inşa etmek için düşünür. Bu alanı düşünme, yalnızca zihinsel bir faaliyet değil; insanın varoluşunu anlamlandırma çabasıdır. Düşünün, en genel anlamıyla bireylerin karşılaştığı olaylar, koşullar ve değerlendirmeler, bunlar arasında yazılımların kurulması ve yaşanması sürecidir. Ancak düşünmeden bundan çok daha fazlasını ifade eder. Düşünmek; bilgiyi sorgulamak, karşılaştırma yapmak, analiz etmek, yorumlamak ve bazen de şüpheyi sağlamaktır. İnsanın zihni, karşılaştığı olay olduğu gibi kabul etmez; onu anlamlandırmaya çalışır. İşte düşünmenin özü de burada ortaya çıkar. Felsefe tarihi boyunca düşünme, insanın en temel yetisi olarak ortaya çıkmıştır. Aristoteles, insanın “düşünen varlığı” olarak kayıtlıken aslında insanın aklının varlığının gücünü vurgulamaktadır. Yüzyıllar sonra Seneca'nın “Düşünmek, yaşamaktır.” sözü de aynı hakikatin farklı bir ifadesi olarak ortaya çıktı. Çünkü düşünmenin olmadığı yerde yalnızca biyolojik bir varoluş vardır; anlamlı bir hayat ise ancak düşünceyle mümkün olur. İnsan düşüncesinin iki temel yolunda
Duygu ve Düşünce
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Feminizm İrem Çandır
Eğitim, bireyin bilgi, beceri ve değerler kazanarak toplumsal yaşama etkin bir şekilde katılmasını sağlayan temel bir süreçtir. Kadınların eğitim hakkına erişimi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında ve kadınların bireysel özgürlüklerini geliştirmelerinde önemli bir role sahiptir. Tarihsel süreç içerisinde birçok toplumda kadınlar eğitim olanaklarından erkeklerle eşit düzeyde yararlanamamış, bu durum onların ekonomik, sosyal ve siyasal alanlardaki konumlarını da etkilemiştir. Feminist kuram, eğitimi yalnızca bilgi aktarımını sağlayan bir kurum olarak değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerinin üretildiği ve yeniden şekillendirildiği bir alan olarak değerlendirmektedir. Kadınların eğitim düzeylerinin yükselmesi, ekonomik bağımsızlık kazanmalarına, toplumsal yaşamda daha görünür olmalarına ve karar alma mekanizmalarına daha etkin katılmalarına katkı sağlamaktadır. Eğitim aynı zamanda kadınların özgüven geliştirmelerine, eleştirel düşünme becerilerini artırmalarına ve toplumsal eşitsizliklere karşı farkındalık kazanmalarına olanak tanımaktadır. Bu nedenle eğitim, kadınların bireysel gelişimlerini destekleyen ve toplumsal dönüşümü mümkün kılan en önemli araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Feminist perspektiften bakıldığında, kadınların eğitime eşit erişimi yalnızca bireysel bir hak değil, aynı zamanda toplumsal adalet ve eşitlik mücadelesinin temel unsurlarından biridir.
Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz. Fakir Baykurt
Alıntı
Bir insanın en büyük sermayesi, taviz vermediği karakteridir. Edward Young
Bilmek başka bir şey.. Bulmak başka bir şey.. Olmak bambaşka bir şey..
Edebiyat