Dişi domuzun yarı kapalı gözleri, yetişkinlerin o sonsuz ve duygusuz vurdumduymazlığıyla donmuş gibiydi. Bu gözler, her şeyin kötü olduğunu söylüyordu Simon'a.
Sanki iktidar, bilekleriyle dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti. Sanki otorite, küçük bir maymun gibi omuzuna tünemiş, kulağının dibinde geveze geveze konuşuyordu.
"Onların söylediklerinin hiçbirini yapmadım," dedi bana, "çünkü ne kadar çok düşünürsem, bütün bunların kimseye yapılamayacak kadar rezil şeyler olduğunun o kadar çok farkına varıyordum, hele benimle evlenmek talihsizliğine uğramış zavallı bir adama hiç yapılamazdı bunlar."