Türk Yurdu Dergisi Sayı 459 (Kasım 2025)
10/10
·136 syf.··
2025 81. kitabı
Giriş Türk Yurdu dergisinin, köklü yayın hayatının 114. yılında okuyucuyla buluşan Kasım 2025 tarihli 459. sayısı, Türkiye'nin ve Türk dünyasının güncel meselelerinden tarihî derinliklerine, stratejik analizlerden felsefi sorgulamalara uzanan zengin bir entelektüel içerik sunmaktadır. Derginin bu sayısı, Türkiye'nin beka mücadelesinden ulus-devlet modelinin geleceğine, bilim ve teknoloji politikalarından Millî Mücadele'nin enformasyon stratejilerine kadar bir dizi kritik konuyu masaya yatırarak, okurlarına çok katmanlı bir düşünce yolculuğu vaat etmektedir. 1. Mehmet Öz - "Beka ve Süreç" Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Beka ve Süreç başlıklı yazısında, Türkiye'nin içinde bulunduğu çok boyutlu beka sorunlarını, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan "süreç" kavramı ekseninde bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır. Yazar, bu sorunları birbirinden kopuk alanlar olarak değil, aile, gençlik, terör ve ekonomi gibi birbirini etkileyen dinamiklerin bir bütünü olarak değerlendirerek, köklü ve stratejik çözümlerin gerekliliğine işaret etmekte ve Cumhuriyet'in kurucu ilkelerine yönelik tehditlerin altını çizmektedir. Öz, Türkiye'nin karşılaştığı temel sorunları ve bu sorunlara yönelik tespitlerini şu başlıklar altında yoğunlaştırmaktadır: * Aile ve Nüfus Sorunu: Yazar, nüfusun alarm verdiğine dikkat çekerek 2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesini memnuniyet verici bir adım olarak görmektedir. Ancak sorunun tavsiyelerle çözülemeyeceğini, nüfusu en azından kendini yeniden üretecek seviyeye çıkarmak için ciddi sosyal ve ekonomik tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulamaktadır. * Gençliğin Meseleleri: Gençlerin eğitim, adalet, liyakat ve istihdam gibi temel alanlarda yaşadığı sorunların, **onları ülke
Tarih
Türk Yurdu - Sayı 459 (Kasım 2025)Türk Yurdu Dergisi · Türk Yurdu Yayınları · 20251 okunma
4/10
·623 syf.··
2020 11. kitabı
Müslümanın ortak delili olarak kuran ve sahiplenmeleri gereken bakış açısı olarak İslam birliğinden bahsedilirken Sünneti Seniyyesi’ni ve Ehli Beyt sevgisi tamamen dışarıda bırakılıyor. İşin enteresan tarafı bugün anlattığım işin bu kitapta yaşanıyor olması. Cemalettin Afgani her ne kadar Sünneti Seniyyesin’den sadece bu kitapta Allah, kitap, peygamberi anlatırken iki üç hadise yer vermiş olsa da onu sevenler bir sonraki aşamada bu unsuru da ortadan kaldırmaya meyletmişler. O zaman Afgani’nin bu manada bir şeyleri yazarken farklı, yaşarken da farklı olabilme ihtimalini akla getiriyor. Ama meseleyi değerlendirmek için ihtimallere değil yazılanlara bakmaya Afgani bu işe merkezden yani İstanbul’dan başlamaya karar verdi deniliyor. Evet hakikaten de Afgani İstanbul’a geliyor eğitim bilimlerinde görev alıyor. Hatta yazdıkları kitaplardan bir tanesi Hindistan’daki materyalistlere karşı yazılıyor ve diyanet bu kitabı basıp halka dağıtıyor. Ama bir zaman sonra Osmanlı’nın içindeki ulema Afgani’nin çeşitli konulardaki yanlış görüşlerini, yetersizliklerini, yahut topluluğu bir cihada taşırken savaş odaklı bir din anlayışının varlığını sezinliyor olsa gerek onu İstanbul’dan uzaklaştırıyorlar. Konu şöyle anlatılıyor. İkinci Abdülhamit henüz devletin başına geçmemişti. İstanbul işin başında Afgani’yi çok sıcak bir şekilde karşıladı. Kısa zamanda büyük maarif meclisi üyeliğine atandı. İslam’ı eylemsizlikten kurtarmak düşünce alanına hurafelere arındırmak ve İslam düşüncesini akli boyutlarına değinmek oluşturuyordu. Afgani için akıl ön plandaydı ve daha 1880’lü bu yıllarda İslam’ın parçalanarak İngilizlerin eline geçmesine karşı duran ve İngilizlere de ciddi giydirmeler yapan Afgani’nin bunları yazdıktan sonra İngiltere’ye gittiğini sonra da geri dönüp Paris’te bu dergiyi yayınlamaya
Din
Urvetu'l-VuskaCemaleddin Afgani · Bir Yayıncılık · 198712 okunma