Yalnız fazla koku sürünmüş olmalıydı ki insanın damarlarını ayaklandıran iksir gibi sert tesirli, yakıcı rayiha bir kat yukarıya, ta bize kadar yükselmişti. Bu benim tanımadığım mükemmel bir lavanta idi; kana o kadar çabuk işliyor, adamı birden kucaklar, çeker gibi öyle dayanılmaz bir kuvvetle kavrıyordu ki bu koku durgun, uyuşuk, beceriksiz adamlara sihir yerine geçebilir, en şifalı bir ilaç, bir sert kırbaç tesirini yapardı. İçimizde tüneyen sinsi, ürkek hırslarımızı çarçabuk azgın bir hale getirecek, kudurtacak olan bu cins kokular muhakkak hayalimiz üzerinde çıplaklıktan daha tesirli, daha işleyici idi...
Köyün iş hayatı, insanları öyle kepazeliklere zorluyor, bunaltıyor, canlarını burunlarından getiriyor ki, öfkenin en güzeliyle, yaşına yetmemiş çocuğa dayak bile atıyorlar.