Yüz yüze ve online olarak, hem çocuklarla hem de gençler ve yetişkinlerle felsefi diyalog temelli atölyeler düzenliyorum.
Çalışmalarımı ve güncel projelerimi Instagram üzerinden de takip edebilirsiniz:
︎ @nihankayaturk.p4c
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Osamu Dazai'nin İnsanlığını Yitirirken eseri modern insanın anlamla kurduğu ilişkinin radikal bir sorgulamasıdır. Yozo karakteri üzerinden toplumsal rollerin ne kadar yapay, “ben” dediğimiz şeyin ise ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Toplumun ne olduğunu sorar, toplumun çekindiğimiz tepkileri aslında çevremizdeki insanların tepkileri değil midir?
Metin, özellikle Nihilizm bağlamında okunabilir:
Değerlerin çözüldüğü, anlamın dışsal olarak kurulamadığı bir dünyada, bireyin kendisiyle kurduğu ilişki de parçalanır. Yozo’nun trajedisi, yalnızca topluma uyum sağlayamamak değil; aynı zamanda hiçbir değeri sahici bulamamaktır.
Bu açıdan eser, şu soruya yol açar:
İnsan, anlam üretmeden yaşayabilir mi?
Varoluş, yabancılaşma ve anlam problemleriyle ilgilenenler nihilizm tartışmalarına ilgi duyanlar, edebi metinlerde psikolojik derinlik ve karakter çözümlemesi arayanlar okuyabilir.
İç monolog ve kırılgan anlatıcılarla kurulan metinleri sevenler, yer yer rahatsız edici bir dürüstlüğe açık olan okurlar sevebilir. Çünkü metin, rahatlatmak için değil; rahatsız ederek düşündürmek için yazılmış.
Tıpkı insanların öğle yemeğinizde üç pirinç tanesini çöpe atarsanız ve on milyon başka insan da aynı şeyi yaparsa, o zaman kilolarca pirincin boşa gideceğini ya da on milyon insandan her birinin sadece bir kağıt peçeteyi korusa ne kadar çok kağıt tasarrufu sağlanabileceğini söylediklerindeki gibi. (...) Ne zaman bir tanecik pirinç israf etsem, ne zaman burnumu mendile sümkürsem bir dağ pirincin, dağlarca kağıdın israf olma görüntüleri bana musallat olurdu.
Eğer bana güzellik atfedildiyse hiç şüphem yok ki aşağılık, şehvetli bir güzellikten başka bir şey değildi bu. Ne var ki savcının sahip olduğu güzellik, bilgeliğe ve dinginliğe sahip bir erdemli güzellikti.