Ş.

Ş.
@bintiabdullah
ℋ♡
229 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Belki de günahlarını yıkayacak akıttığın damla yaşlar..
Eksik kelimeli sözlüğümü, karanlığımın güneşime karşı üstünlüğünü.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Boğuluyorum Rabbim.
Allah Celle ve Âlâ inşirâh bahşetsin
Allah, semadan yağmur indirir. Dereler, taşıyabilecekleri kadar su akıtırlar. Seller, çer çöp ve köpükler taşırlar. Ziynet veya faydalı eşya yapmak için ateşte eritilen madenlerin de cürufu vardır. Allah, hak ile bâtılı, bunları misal vererek açıklar. Cüruf ve köpük boşa gider, insanlar için faydalı kısımları yerinde kalır. Allah, böyece misaller verir. • Ra’d, 17.
Din
İmam Taberi rahimehullah bu ayetin tefsirinde şöyle der: Hakkın kalıcı oluşu, bâtılın da yok olmaya mahkum oluşu: Allah’ın, gökten indirdiği yağmur suyuna ve çeşitli ziynet eşyaları ve benzeri şeyler yapmak için eritilen madenlerin durumuna benzer. Gökten indirilen yağmur suyunu, her vadi, kapasitesi ölçüsünde taşır. Akıp giden bu su üzerinde, kabaran bir köpük oluşur ve eritilen madenlerin de bir posası vardır. İşte Hak, kalıcılıkları ve faydalı olmaları bakımından su ve madene benzemekte, bâtıl ise, gelip geçiciliği ve faydasız olması bakımından, suyun ve madenin üzerinde oluşan köpüğe ve madenden çıkan posaya benzemektedir. Yani, bâtıl yok olmaya mahkumdur. Hak, ebedîdir, kalıcıdır.
Gökler ve yer durdukça orada (ateşte) ebedî olarak kalırlar. Rabbinin dilemesi müstesna. Şüphesiz ki Rabbin, dilediğini yapandır. Said olanlara gelince; gökler ve yer durdukça ebedî olarak cennettedir. Rabbinin dilemesi müstesna. (Bu) arkası kesilmeyen, sürekli bir armağandır. • Hud, 107-108. Bazı müfessirlere göre bu ayetlerde sayılı müddetin sona ermesiyle gelecek olan kıyamet gününden ve bunu takip edecek olan ahiret hallerinden bahsedildiği için, buradaki gökler ve yerden maksat dünyanın değil, ahiretin gökleri ve yeridir. Çünkü İbrahim suresinin 48. ayetinde, "O gün yer başka bir yer ile, gökler de (başka göklerle) değiştirilir" buyurulmuştur.
Din
İmam Taberi rahimehullah bu ayetlerin tefsirinde 'Araplar, bir şeyin ebedî olarak devam edeceğini söylemek istedikleri zaman, "gökler ve yerler durdukça" ifadesini kullanırlar. Bundan anlaşılmaktadır ki Ayet-i Kerîme’nin ifade etmek istediği mana "cehennemlikler cehennem’de, cennetlikler cennette ebedî olarak kalacaklardır" anlamındadır. Kur’an-ı Kerîm arapça lisanla indiğinden, Arap deyimleriyle hitab etmesi tabiidir, yadırganmamalıdır' der.
Vasat ümmetin tasavvufa bakışı şöyledir; Bugünki tasavvufa yunan felsefesi, iran hurafesi, hindistan safsatası karıştırılmıştır. Bunu, Kur'an ve sünnetin gölgesinde tesviye etmek lazımdır. Kur'an ve sünnete uyan tasavvuf, islamda makbuldür. Ve, islam'ın ta kendisidir. İslam tarihinde tasavvufsuz bir hareket yoktur. Zira tasavvufsuz bir hareket, ruhsuz bir beden gibidir. Şu anda islam davasının dilde olması, boğazdan aşağıya inmemesi, muslumanların birbirlerine karşı edepsiz davranışları, iftira atmaları, gıybet ederek etlerini yemeleri ve daha birçok şey tasavvufsuzluktandır. Zira tasavvuf, takva ve Allah'tan korkmak demektir. Gayesi ihsan'dır. Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem'in de dediği gibi, "ihsan da, Allah subhanehu ve Teala'yı görür gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen Allah'ı görmesen de, Allah seni görür." Bu manadaki tasavvuf devr-i saadette vardı. Aslen tasavvuf emraz-ı kalbiyye denilen kalbi hastalıkları teşhis edip ona göre Kur'an eczanesinde tedavi ettirmektir. İbn Teymiyye ve talebesi ibnu'l Kayyım kendi kitaplarında tasavvufun doğrularını övmüş ve hakkında kitaplar yazmışlardır.
İhtilafi Meselelere Yaklaşma Tarzımız
İhtilafi Meselelere Yaklaşma Tarzımız
Din
Bu yorum görüntülenemiyor