İbn Kayyim çok güzel bir yerde bırakır meseleyi: sabreden ya da şükreden iki hâlde de her şeyin yaratıcısı ile bağını muhafaza edebiliyorsa, o hâlin hakkını verebiliyorsa doğru yoldadır.
Aklın da kalbin de hakkını vermekten uzak bir çağda yaşıyoruz. Akıllar karışık, kalpler katı, zihinler bulanık, gözler perdeli, hayaller sığ, ufular dar, vicdanlar metruk... Bu yüzden ne kendimizi anlayabiliyoruz ne de varlığı.