Çağdaş kapitalizm, büyük sayılarla ve uysallık içinde bir araya gelecek insanlara gereksinim duyar. Bunlar giderek artan bir şekilde tüketime yönelmeli, beğenileri kalıplaşmalı ve kolayca etkilenip yönlendirilmelidirler. Çağdaş kapitalizm kendini özgür ve bağımsız hisseden, hiçbir otoriteye, ilkeye ya da öz duyuya kul olmamış insanlara gereksinim duyar ama bunların buyruk almaya, kendilerinden isteneni yapmaya, toplumsal mekanizmayla sürtüşmeden yaşamaya yatkın olmalarını ister; öyle ki zor kullanmadan yönlendirilmeli, öndersiz yönetilmeli ve iyi ya da kötü bir amaca sahip olmadan çalıştırılmalıdırlar.
Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine "Seni seviyorum" diyebiliyorsam, "Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum" da diyebilmeliyim.
Onun için, bu hayat ve bu dünya bizi kovmadan evvel ve haydi dışarıya demeden, biz kemal-i izzetle, Allaha ısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız.
Ne zaman dünyanın yükü üstüme çökse, ne zaman bir dünyalının yanlış bir fiili veya sözü ile kalbimde bir yara izi belirse, peygamberlerin, sahabilerin, alimlerin, velîlerin; bu dünyada hakikatli hoş bir sadâ bırakmış güzel insanların hatırasına sığınır ruhum. Yaralı kalbim bu dünyada onların da yaşadığı gerçeğiyle iyileşir. Aklım ise, onların bu dünya hayatından bir 'trajedi' değil, hikmet ve marifet, cemal ve hüsün, dua ve şükür devşirdiği gerçeğiyle şifa bulur.