Bazı kadınlar terk edildiklerinde, sevgililerini, rakiplerinin kollarından çekip alırlar ve rakiplerini öldürürler, sonra da dünyanın öbür ucuna darağacına ya da mezara sığınırlar. Bu, hiç kuşkusuz güzel bir şeydir; bu cinayetin nedeni, yüce bir tutkudur ve insan adaletinin de üstündedir. Bazı kadınlar da boyunlarını bükerler, acılarını sessizce çekerler ve öldüğü güne kadar ağarlar, bağışlanması için dua ederler, acılar çekerek bu yüzü omuzlarında taşırlar. İşte aşk budur; gerçek aşk, meleklerin aşkı, kendi acısıyla yaşayıp, ölen aşk...
Ama kadın olduğu yerde durur,hiçbir şeyin dağıtamadığı acılarıyla baş başa kalır,erkeğin açtığı uçurumun en dibine kadar iner,derinliğini ölçer ve uçurumu gözyaşları ve sözlerle doldurur.