İnsan en nihayetinde sınırları olan, her şeyi genelleyen, otomatik pilotta yaşayan, zihnindeki dolambaçlı yolları düzleştiren bir yaratıktı ve tabii ki bu yüzden sürekli kaybolup duruyordu.
-Bari bilgeliğin arttı mı?
-Bilgelik beni ilgilendirmez. Aslında bunun ne olduğunu bile bilmiyorum ve böyle bir şeyin var olduğuna inanmak için bir neden göremiyorum. Benim işim, daha önce bilinmeyen şeyleri öğrenmektir. Bu bilgi dünyaya bildirir, böylelikle doğruluğu kesinleşmiş bilimsel gerçekler yığınına bir katkıda bulunmuş olurum.
-İyi bir kadın mı kötü bi kadın mı, yoksa kötü bi kadın mı olduğunu bilebilmen için, önce ne olman gerektiğini anlamalısın.
-Burası doğru dedi kara kız. Ama iyi olmak kötü de olsa, iyi bir kadın olmam gerektiğini biliyorum ben.
-Bu bi anlam ifade etmiyor dedi genç adam.
-Senin istediğin cinsten bir anlam ifade etmiyor, ama Tanrı’nın istediği cinsten bir anlam ifade ediyor dedi kara kız. Benim istediğim de bu cinsten olan anlam; bu anlama kavuştuğum zaman, Tanrı’yı bulabileceğim gibi geliyor bana.
-Genç adam ne bulacağını nereden bilebilirsin? dedi. Benim sana öğüdüm önüne çıkan bütün işleri yapabildiğin sürece elinden geldiği kadar iyi yapman ve böylelikle ne bir öğüt, ne iş, ne bilme, ne de hatta var olmanın bulunacağı kaçınılmaz sondan önce sana kalan günlerini yararlılık ve onurla doldurmandır.