....yaşamı oluşturan anların hepsi ölmektedir,yaşanan bir an asla geri gelmeyecektir. Yaşamımızın her anını olabilecek en iyi şekilde değerlendirmemizi anımsatan da bu geçicilik değil mi? Elbette öyle; dolayısıyla benim vazgeçilmez ilkeme kaynaklık eden de bu; ikinci defa yaşıyormuşçasına ve ilk kez şimdi yapmak üzere olduğunuz gibi hatalı hareket etmişçesine yaşayın.
"Kişi hizmet edeceği bir davaya ya da seveceği bir insana kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur ve kendinide o kadar gerçekleştirir. Kendini gerçekleştirme denilen şey ,hiç de ulaşılabilir bir şey değildir. Bunun da basit bir nedeni vardır: Kişi buna ulaşmak için ne kadar uğraşırsa,bunu o kadar çok kaçıracaktır. Başka bir deyişle ,kendini gerçekleştirme ,sadece kendini aşmanın bir yan ürünü olarak olasıdır."
"Bir insanın, yaşamın yaşamaya değer oluşuna ilişkin kaygısı,hatta umutsuzluğu,varoluşsal bir bunaltıdır. Ama kesinlikle bir ruh hastalığı değildir. Böyle bir şeyi ruh hastalığı teriminin yorumlayan bir doktor, hastasının varoluşsal umutsuzluğunu uyuşturucu ilaçlar yığınının altına gömebilir. Bunun yerine onun görevi, varoluşsal gelişim ve gelişme krizi boyunca hastaya yol göstermektir."