Son zamanlarda okuduğum en iyi genç Türk Edebiyatı romanıydı Nefaset Lokantası. İnsanların kendileriyle, arkadaşlarıyla, aşklarıyla, sevdikleri yahut sevmedikleri her türlü canlı cansız şeyle hesaplaştıkları bir serüvendi. İlk defa hemen her sayfada altını çizdiğim ve 'aman tanrım' dediğim cümleler oldu. Muazzam bir öz eleştiri, inanılmaz siyasi ve dünyevi görüşler... Bir lokanta pek çok kişi...Birbirleriyle bağımlı bağımsız pek çok yaşanmışlıklar. Sanki kendi lokantanız.
Kesinlikle bir an önce okumalısınız
Nefaset LokantasıTuğba Doğan · Yapı Kredi Yayınları · 20192,339 okunma
"Gülümseyip sana sokuluyorum...Olur mu dersin bir şansımız daha? Ne dersin şanslı mıyızdır o kadar? Bakarsın olur...Belki yine o Balık Tutan Şaşı Kedi Sokağı'nda."
Sıcacık, samimi, ve dili oldukça yalın keyifle okunan kitaplardan biri. Hem bir aşk hem de hüzünlü bir yaşam hikayesi..
Bir yol romanıydı okuduğum.
Bir ülkeden başka bir ülkeye gitmek gibi gözüksede, aslında geçmişe yapılan bir yolculuktu bu..
Ne varsa yüreğe biriken hep mi çocuklukta olur?
O minicik yüreğe, o kadar kırgınlık nasıl sığar?
Hep mi sevdikleri yaralar insanı?
Ve o güvenme isteği ama güvenememe hali?
Yine canım yanar korkusu?
..
Ev olarak bellediklerimiz o kadar değişken ki. Bazen bir kişi evimiz olabilirken, bazen bir mekana evsellik yükleriz. Bazende yaşamımız boyunca evimizi arar dururuz.
Nermin Yıldırım'ın bu kitabındaki Seher de yaşamı boyunca evini arayanlardan biri..