Ona çok inanırdım. Ama nasıl anlatayım, inanmaya inanmaya inanırdım. Su gibi, deniz gibiydi. Gönlündeki duygular, gözlerinin değişen renkleri gibiydi. Onları kovalayıp yakalayamazdım. Rengin biri uyanıp yanarken, nasıl değiştiğinin farkında varmadan - gözüm gözünde - başka bir rengin kayıp gelmiş olduğunu görürdüm.