En güzel kitap isimlerinden biri “Gün Olur Asra Bedel”. İsmi gibi eserin kendiside mükemmeldi. Bir günü anlatan kitaptan asırlık dersler çıkarmak mümkün. O kadar sürükleyiciydi ki okumaya başlar başlamaz sizi içine çekiyor ve bırakmıyor. Anlatımı, anlattıkları, karakterleri ve her şeyiyle gerçek bir başyapıt. Kitabın sonunda belirtildiği gibi çeşitli nedenlerden dolayı bu kitaba koyulamayan ve devamı niteliğinde olan “Cengiz Han’a Küsen Bulut” eserini de okumak lazım. Zaten büyük bir istekle okumak isteyeceksiniz:) Ben yarın okumaya başlayacağım. Gün Olur Asra Bedel eserinide kesinlikle şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...
“Sen, ne Sezar’dın ne Napoleon’dun. Bir karış toprak işgal etmedin. Bir damla kan dökmedin. Fakat yurdumuza binlerce yeni, sağlam, güçlü ve çalışkan el kazandırdın.”
“Bu roman, Atatürk’ün okullarda okutulmasını istediği, Rusya’ya örnek olması için yazılan bir eser. Verimsiz, yoksul ve çok az insanın yaşadığı Finlandiya, vatandaşların bir araya gelerek küllerinden doğmasını doğmasını anlatıyor. Aslında ne kadar verimsiz, kurak ve az nüfuslu olsa da çabalayarak ne kadar gelişebileceğimizi gösteren bir kitap. Çalışarak ve el ele vererek birçok ülkeyi geride bırakan Finlandiya’yı, hayatımıza uyarlayarak örnek almamız bizleri ileriye taşıyacağı düşüncesindeyim. Kesinlikle okunması gereken harika bir eser.
“Hoşça git dedi,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
Bu kitap bana çok değer verdiğim abim tarafından tavsiye edilmişti.
Küçük Prens’in çocuk kitabı olmadığını çok sonralarda anladım. Ortaokulda okudum, liseye geçerken okudum, lisenin sonunda tekrar okudum. Her okuduğumda farklı bir anlam çıkardığımı fark ettim. Şimdi burada Küçük Prens’i okuyan herkese “kitap sana hissettirdi?” diye sorsak herkesten farklı bir cevap geleceğime eminim:) Böyle tatlı, sevimli bir kitap şu an sahip olduğu ünü sonuna kadar hak ediyor.