Hem her şey insanın kendi elinde, hem de insan yalnızca korkaklığı yüzünden ne fırsatlar kaçırıyor... Bu artık yadsınamaz bir gerçek, bir belit. İlginç bir şey, acaba insanlar en çok neden korkarlar? Atacakları yeni bir adımdan, kendi söyleyecekleri yeni bir sözden herhalde...
"Biliyor musun, annem beni istememiş. Bir başkasının dikkatsizlik anında yanlışlıkla başlatılmışım. Ve doğmamam için her gece bir bardak su içinde bir ilaç eritirmiş. Sonra da ağlaya ağlaya içermiş. Hiç aksatmadan içmiş durmuş, ta ki bir gece, karnının içinde kıpırdayıp beni söküp atmaması için ona bir tekme savuruncaya dek. Ben işaretimi verdiğimde bardağı dudaklarına doğru kaldırmışmış. Hemen bardağı ters çevirip içindeki sıvıyı yere dökmüş. Birkaç ay sonra, güneşin altında utku içinde yuvarlanıyor muşum, iyi mi olmuş, kötü mü, hâlâ bilemiyorum. Mutlu olduğumda iyi olmuş diyorum, mutsuzken kötü olmuş diyorum. Ama gene de, en mutsuz anlarımda bile, doğmasaydım üzülürdüm gibi geliyor, çünkü hiçyokluktan daha kötü hiçbir şey yok. Yeniden söyleyeyim: Acıdan korkmuyorum. Hep acıyla doğarız, bizimle büyür, zamanla alışırız; kol bacak sahibi olmak kadar olağanlaşır acı çekmek. Aslında ölmekten bile korkmuyorum; çünkü insan ölürse demek ki doğmuş, demek ki hiçyokluktan sıyrılıp çıkmış."