Bu kitap #32335575 nolu etkinlik için okunulmuştur. Etkinliği düzenleyen kardeşim https://1000kitap.com/pikacu_ ‘e canı gönülden teşekkür ederim.
Uzunca bir süre peşimden sürüklendi Nar Ağacı ... Sayfaları sulara değdi bel verdi, kırıştı. Tam bir kitap havasına büründü şirazesi. Beli iyiden iyiye büküldü. Sebebi ise gerçekten kitapta çok fazla ayrıntıya girilmiş olması. Okuma şevkimi sürekli kırdı durdu. İlk 250 sayfa sadece kişileri ve yerleri tanıtmayla geçip, betimleme üzerine betimlemelerle kişiyi sıkıyor. Ben şahsen sevmedim. Yazar konuyu en kısa yoldan ne kadar güzel aktarırsa o kadar daha iyi olur kanaatindeyim.
Konu olarak ise; Setterhan ve Zehra’nın başka coğrafyalarda doğup, büyüyüp hayatlarının birleşmesini konu etmektedir. Savaşı, zorlukları ve mücadeleleri konu ederken asıl temanın aşk olduğunu unutmamak gerek. Yokluk yılları ve Osmanlı Devleti’nin gücünü kökten yitirip, kendi ülkesinde mağlup olduğu dönemler. Halı ve bol bol çaylı bir hikaye… Bazı yerlerde merak uyandırsa da bana pek edebi bir eser olarak gözükmedi ve sevemedim.
İşleyiş çok güzel, keza kurgu da öyle ama o kadar uzatmanın manasını bir türlü anlamadım. Bazı bölümlerde ise sanki kelimelerin yeri değiştirilip yeniden sunulmuş gibi. Ayrıca yazarın –yor ile anlatımı ise tam bir karın ağrısıydı. En sevmediğim yazım şeklidir. Her cümlenin içerisine –yor ekini koymaları. - Biraz bekliyorum. Sonra ağaçtan yaprak düşecekken, ellerimi açıyor havada yakalıyorum. Otobüs geliyor, daha kapısı açılmadan atılıyorum kapısına. -
Ayrıca;
Hatırımdadır odadaki “hana,” boylu boyunca iki tane iki metreye yakın kucaklamaya zorlandığım iki direğin alttan ve üstten birleşmesiyle oluşan dikdörtgen şeklindeki o tahta yapı… Karşısına dizilen anam, ninem