"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu,daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
~Sabahattin Ali
"Geceleri, kendimi ve hiçbir çıkar yolu olmayan, her sevinçten mahrum kötü kaderimi düşünüp ağlıyor, gündüzleri ise yorgun gözlerim ve her daim siyah kıyafetlerimle, erkene alınmış olan yasımı tutuyordum."
"Hayat, katlanılabilir bir şey olsun diye yaşanır. Duyarlılık onu yaratır ve anbean içini doldurur ve su misali sessizce akıp gitse bile en azından bizi değişmez ve ebedî görünebilecek bir akıntı misali beraberinde sürükler. Ama hayat, düşünceyle, mantıkla, akılla, felsefeyle sorgulanıp, ayıklanıp soyulduğu vakit boşluk, dipsiz yüzünü gösterir, hiçlik dürüstçe bir hiç olduğunu itiraf eder ve umutsuzluk, Tanrı'nın oğlunun terk edilmiş mezarı başına konan melek misali ruhun içine tüner."
"Kuyunun içindeyim gene. O kuyunun, o kuytu kuyunun. Bir zamanlar söylenmemiş şeylerin biriktiği bu kuyudan onların üstüne çıkıp yükselerek çıkacağımı sanırdım, yokmuş öyle bir şey."
"Şimdilerde daha çok zamanın geçişine şaşırıyorum, geçişindeki hıza. Şaşacak ne var oysa? Yıllar boyunca itip duyuyoruz zamanı, ... Varmayı umduğumuz günler geldiğinde her şey asude olacak sanki - hiçbir zaman varmıyoruz oysa, varamıyoruz."