Düşüncelerimize ne kadar yoğunlaşıyoruz? Hiç neden bunu düşünüyorum veyahut neden bu davranışı gerçekleştiriyorum hakkında bir sorgulama sürecine girdiniz mi veya girdik mi?
Bazen ne yaptıklarımızı değil yaptıklarımızın ne sonuç getirdiğiyle ilgileniriz değil mi? Halbuki yaptıklarımız hakkında birazcık derinlemesine düşünsek o zaman sonuçları da istediğimiz doğrultuda değiştirebiliriz. Lev Nikolayeviç de bunu görüyorum davranışlarını düşünmeden hareket eden o anın heyecanına kendine kaptıran bir kişi. Dostoyevski bu başrol karakterle bize ne göstermek istedi gerçekten bir nitelendirildiği gibi bir "budala" mıydı? Evet çoğunluğun düşğndüğü gibi budalaca eylemleri vardı ama içsel olarak bakalım olaya. Lev Nikolayeviç ne istiyordu? Gerçekten Nastasya'ya aşıkmıydı yoksa Aglaya'ya mı aşıktı başta bunu sorguluyorsunuz değil mi? Prens kadınların istediği bir erkek miydi? Evet her kadının istediği gibi özgür düşünceli, naif, soylu bir erkekti fakat iş eyleme geldiği zaman prensimiz bir "budala" olarak nitelendiriliyordu. Neden böyleydi karakterimiz kadınların istediği bir erkekti fakat onların yanında neden budalaydı. Prensimiz sürekli iyi olmaya çalışıyordu etrafındakilere, hayata bakış felsefesinde her zaman iyi fikirler üretmeye ve davranışlar gerçekleştirmeye çalışıyordu. Dostoyevski burada iyi olmaya çalışmak insanların gözünde budalalık olarak algılandığını göstermeye çalışıyor. Hatırlarsanız Nastasya'nın onun bu kadar iyi olmasını kendine yakıştıramadığı için onunla beraber olamayacığını söylüyor. Aynı şekilde Aglayanın da onun bu iyimser düşünceleriyle sürekli alay ettiğini görüyoruz. Görüyoruz ki aradan iki yüz yıl geçmesine rağmen günümüz modern toplumumuzunda hâlâ aynı fikirde olduğunu söylemek abes kaçmaz herhalde. En sonunda Prensimiz de bir kendine