İrem

Puan vermedi·408 syf.··
2020 39. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2020 16:11
Oldukça uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar. Uzun bir süredir Auschwitz Kütüphanecisi kitabını okuyordum. Anlam veremediğim bir şekilde kitap bir türlü bitmedi. Yazara saygısızlık olmuyordur umarım fakat kitabın ilk 300 sayfasını resmen sürüne sürüne okudum diyebiliriz. Normalde ikinci dünya savaşını ve yahudi soykırımını konu alan kitaplar fazlasıyla ilgimi çeker. Bu kitabı alınca soluksuz okuyacağımı tahmin etmiştim fakat son 100 sayfa hariç umduğum gibi olmadı. Tabi bu kitabın sonunda hüngür hüngür ağladığım gerçeğini değiştirmiyor. Konuya gelecek olursak; 1944 yılının Ocak ayında, Auschwitz-Birkenau'dan başlayıp Bergen-Belsen'de son bulan bir tutsaklık hikayesi. Açlık, hastalıklar ve ölümün hüküm sürdüğü bu karanlık bataklık Auschwitz'de Fredy Hirsch'in bir okul kurmasıyla başlıyor sevgili kütüphanecimiz Edita'nın hikayesi. Çölde vaha gibi olan, tüm kötülüğe karşı kurulan bu gizli çocuk kütüphanesinde toplam 8 kitap bulunuyordu. Ve Edita'nın görevi her günün sonunda o 8 kitabı acımasız SS subayları ve Dehşet doktoru Mengele'den saklamaktı. Kitap hırsızı Liesel'den sonra en sevdiğim karakter Edita oldu. Çünkü Edita tıpkı bataklıkta açan bir çiçek gibi, açlığa, ölüme, kaybedişlere, hastalığa, işkenceye ve Doktor Mengele'nin sürekli üstünde olan gözlerine ve tehditlerine rağmen insanlığını asla kaybetmedi. Kitabı okurken, Edita'nın o yıllarda gerçekten Auschwitz'de olduğunu ve özgür kaldıktan sonra kaybettiği zamanı en iyi şekilde değerlendirdiğini, yaraları hiçbir zaman kapanmayacak olsa da o yaralarla birlikte yaşayacak kadar güçlü olduğunu bilerek okumak gerçekten insanı ürpertiyor. Kitap Hırsızı kitabını sevdiyseniz eğer Edita'nın hikayesine de bir sanş verin, pişman olmayacaksınız. Bu, savaş ortamında yalnızca kitaplara sığınan, korkuya, şiddete,
Edebiyat
Auschwitz KütüphanecisiAntonio González Iturbe · Pegasus Yayınları · 20232,892 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·160 syf.··
2020 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2020 16:45
Yusuf Çopur - Herkes Dışarı Kitaplarımı çok severim. Okuduğum her kitap benim için çok değerlidir. Fakat bazı kitaplar vardır, o kitapların yeri çok ayrıdır. Yusuf Çopur'un Herkes Dışarı kitabı da yeri ayrı olan kitapların arasına girdi. 15 öyküden oluşan Herkes Dışarı kitabı, karakterleri ve karakterlerin öyküleri ile kalbinize dokunuyor. Özellikle bazı karakterler vardı ki onları aşırı sevdim, bir yakınlık hissettim o karakterlerde. Aslında olay ne biliyor musunuz? Okuduğunuz zaman fark ediyorsunuz ki her karakter bizden bir parça taşıyor. Kırgınlıklar, var olma mücadelesi, yalnızlıklar, sevgisiz hayatlar... Bunların hepsi aslında hayatlarımızda var olan şeyler. Kitabı okurken, Madam Holly, Mösyö Albaric, Mösyö Bolt ve Belkıs ile bir masada oturup kahvelerimizi içerken hayatlarımız üzerine konuştuğumuzu hayal ettim. Özellikle Belkıs... Belkıs ile oturup onun yazıları üzerine konuşsaydık ve o bana Ali'nin çok beğendiği çiğköftenin tarifini verseydi ne güzel olurdu diye çok hayal kurdum. Bende böyle kitap karakterlerine bağlanan bi kitap aşığıyım işte. Neyse çok uzatmak istemiyorum. Ben kitabı çok sevdim. Okumaya başladığınızda sayfalar akıp gidiyor. Okuyucuyu sıkmayan, akıcı bir dille yazılmış bu kitabı herkesin seveceğini düşünüyorum.
Edebiyat
Herkes DışarıYusuf Çopur · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20209 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2020 23:53
Kime ait olduğunu hatırlamıyorum fakat okuduğum bir alıntı da "iyi bir kitap okuduğumda yazarına çay demlemek istiyorum" diyordu. Eğer imkânım olsaydı, Tuğba Karademir'e çay demlemek isterdim. :) . . Siz hiç, bir kitabı alıp bağrınıza basmak istediniz mi? Ben istedim. Peki ya siz, bir kitabı okuduğunuz zaman, sanki o kitap kalbinizin eksik olan parçasıymış ve okuduktan sonra kalbinizin o eksik parçası tamamlanmış gibi hissettiniz mi? Ben hissettim. Nesis, benim kalbimin eksik parçasıymış. Kelimeler... Kelimeler bazen çok ağırdır. Kelimeler bazen şakağınıza dayanan bir silahtan farksızdır. Nesis, benim kalbimin ateşten yongası. Nesis, gözlerimde kuruyan yaş. Nesis, dudaklarımda ki hüzünlü tebessüm. İlk sayfaya kalbimi bıraktığım, neredeyse ezbere bildiğim son iki sayfaya da iki damla gözyaşı döktüğüm, sağ çıktığım bir enkaz olan fakat o enkazda bir parçamı bıraktığım, bitirdikten sonra yarım bir gülüşle boşluğu izlediğim bu mükemmel kitabı buraya bırakıyorum. Keşke şu an kelimelerim bana sırt çevirmiş olmasaydı ve ben hissettiğim her şeyi olduğu gibi yazabilseydim. İyi ki varsın Tuğba abla (: Tuğba Karademir
NesisTuğba Karademir · İzdiham Yayınevi · 202045 okunma
Puan vermedi·772 syf.··
2020 17. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2020 00:53
1933-1950 tarihleri arasında, sevgili Nazım Hikmet'in İstanbul, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde kaldığı dönemlerde, onun deyimiyle dehşetli sevdiği Piraye'ye yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap. Nazım ve Piraye aşkını çok severdim. Severdim diyorum çünkü Nazım Hikmet'in aşk hayatını öğrenince büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Kitapta bazı tarihsiz mektuplar vardı, bazı mektuplarda kayıpmış galiba, buna biraz üzüldüm. Kitap bende dehşetli (bu kelimeyi Nazım Hikmet sık sık kullanmış bende kullanmak istedim) bir sızı bıraktı. Çünkü okuduğum o güzel satırlardan sonra böyle bitmesini istemezdim. Okurken, Nazım Hikmet'in cezaevinde geçirdiği yıllarda sanki yanıbaşında onunla beraber o satırları yazıyormuşum gibi hissettim. Yeri geldi üzüldüm, yeri geldi gülümsedim, yeri geldi içim sıkıldı. Normalde kalın kitapları okumayı çok severim fakat bu kitap ne kadar güzel olsa bile zaman zaman boğuldum, yarım bırakıp başka bir kitaba başlamayı düşündüm. Bu arada bu kitaba ikinci başlayışım, bu defa hırs yaptım ve bitirdim. Ben kitapta en çok Nazım'ın kızıl saçlı bacısı, Piraye'ye hayran kaldım. Çünkü onca güzel söze, Nazım Hikmet'in "gel, sana muhtacım" demesine rağmen, aldatılmayı, başka bir kadına tercih edilmeyi kabullenmemiş ve her şeye rağmen geri dönmemiş... Yani toparlayacak olursak; Kitap genel olarak güzeldi, en çok son sayfalar kalbimi sızlattı. Bir daha okur musun diye sorarsanız cevabım hayır olur. Ne kadar güzel olursa olsun bir yerden sonra ağır geliyor... Keyifli okumalar...
Piraye'ye MektuplarNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20176,1bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2020 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 15:39
Okurken, bazı sayfalarda dolan gözlerim yüzünden kelimeleri seçemediğim, bazı sayfalarda ve özellikle sonlara doğru tesbih taneleri gibi gözyaşı döktüğüm kitap... • 22 yaşındaki bir genç kızın, ölüm döşeğindeyken yazdığı, okudukça insanın yüreğini parçalayan mektuplardan oluşuyor kitap. Aysel, hayata yenik başlıyor, annesi doğumda hayatını kaybediyor. Geriye abisi ve babası kalıyor. Babaları tarafından yetiştirme yurtlarına bırakıldıktan sonra başlıyor hayat çileleri. Binbir zorlukla büyüdükten sonra abisini ve babasınıda kaybedip yapayalnız kalıyor Aysel. Karşısına hep kötü insanlar çıkıyor, yanlış seçimler, yanlış arkadaşlıklar derken iyice mahvoluyor hayatı. Tüm bu kötülüklerin haricinde, karşısına çıkan iyi insanları da geri çeviriyor. "Sesimi herkes duysun, benim yanlışlarımı kimse tekrarlamasın diye bu mektubu kaleme alıyorum" diyor Aysel ilk mektubunda. Kanser hastalığıyla boğuşurken, yaşadığı olaylar okurken insanın yüreğini parçalıyor. Pişmanlıkları ve acıları onu intihar düşüncesine sürüklerken, tesadüfen bir büfede gördüğü kitap, hayatını değiştiriyor ve bu mektupları yazmasına vesile oluyor. • İlk kez lisedeyken okumuştum bu kitabı. Aradan uzun bir zaman geçti, yine okumak istedim ve yine gözyaşlarına boğuldum. Aysel tam anlamıyla ibretlik bir kitap. Herkese hitap eder mi bilemem ama, okuyana bir şey kaybettirmeyecek, aksine bir şeyler kazandıracak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar...
AyselHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 20124,943 okunma