Halise

Halise
@birkusolupgitsem
“ve içimizde ölen her şey için mezarlar kazacağız.”
Kuşaklar boyunca aktarılan aile modellerini ve çözümlenmemiş sorunları hepimizin içimizde taşıdığımızı -ve diğerlerine yansıttığımızı- unutmayın. Aile geçmişimiz hakkında ne kadar az şey bilirsek ve aile soyağacımızdaki kişilerle ne kadar az duygusal bağ kurarsak, kaçınmak istediğimiz bu model ve davranışları tekrarlama olasılığımız da o kadar artar.
Alıntı
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bazı şeyleri gözardı etmek, olgunluk belirtisidir. Ama bunun bedeli kendinizi öfkeli, sıkıntılı ya da mutsuz hissetmeniz olacaksa, sessiz kalmak büyük bir hatadır. Bizim için önemli konularda tavır almayı başaramamamız, benliksizleşmemize yol açar.
Öfkemiz, bir soruna işaret eder ama bu sorunun nasıl çözüleceğine dair en ufak bir ipucu bile getirmez. Öfke sadece hissettiğimiz bir şeydir. Bize, biraz yavaşlamamız ve benliğimiz hakkında daha açık düşünmemiz gerektiğini söylerken bir yandan da, açıkça düşünmemizi güçleştirir.
En büyük acıyı, “Ben kimim?” sorusuyla boğuşmayı beceremediğimizde ve öfkemizin bu soruları ele almamız gerektiğine işaret ettiğini reddettiğimizde yaşarız. Kendi belirsizliğimizi kabul etmek büyük bir cesarettir öfke bizi genellikle, üzerinde iyi düşünmediğimiz ya da üstelemeye hazır olmadığımız konumları benimsemeye yöneltir.
Öfkeyi etkili bir biçimde kullanmayı öğrenmek, sorunlarımıza yol açtığını ve bizi mutsuz ettiğini düşündüğümüz diğer kişiyi suçlamaktan; diğer insanları değiştirmenin bizim işimiz olduğu fikrinden; onlara ne düşünmeleri, ne hissetmeleri ve nasıl davranmaları gerektiğini söylemekten vazgeçmeyi gerektirir.