birsimurgun kitapları

birsimurgun kitapları
@birsimurg
ÖĞRETMEN EVLİ KİTAPLARA MEFTUN
Hirut yüzüne baktığında Aster başından beri beklediği o günün geldiğini anlıyor. Neden bana yardım etmedin? Kıskanıyordun, tamam ama kalbin de mi yoktu? diye soruyor.
Sayfa 370·Kitabı okudu
Reklam
O da bizim gibi alışacak. Bizim zorla öğrendiğimiz gibi kocasını sevmeyi öğrenecek. Boyun eğmenin, hayatta kalmanın bir yolu olduğunu öğrenecek.
Sayfa 319·Kitabı okudu
Aster. Hirut bu kelimeyi bir sırrın parçasıymış gibi söyledi. Buradayım, demek istiyordu. Buradayım, hayattayız, diye devam etmek istiyordu ama artık yaşamanın ne anlama geldiğini bildiğinden emin değildi. Bunun bir çeşit ölüm olup olmadığını kestiremiyordu.
Sayfa 318·Kitabı okudu
Başka bir isim alan bir toprağın aynı toprak olduğunu anlayamaz. Bir kelimenin bir şehri değiştirebileceğini sanır. Ama sevgilim, sen ona bu toprağın öldüğümüzde acımızı taşıyacak toprak olduğunu öğretmelisin. Biz kendimize ne isim verirsek verelim bu toprak aynı topraktır. Lev, bu sözlerin ne anlama geldiğini daha sonra anlayacaktı: Bizim kim olduğumuzu sadece toprak hatırlayacaktır; hafızanın yüküne dayanacak kadar güçlü olan tek şey topraktır. Tanınmamak için ismini değiştirmen yeterli olmaz; aynı kanı taşıdığın kişilerin yabancısı olacağı bir yere gitmen gerekir.
Sayfa 300·Kitabı okudu
Kral Minos, Dedalos, sadık hizmetkârım, dedi. Bana içinden kaçılması imkânsız bir labirent inşa et. Ey bilmeceleri çözen büyük usta, bu labirente öyle bir şekil ver ki hem insanları hem canavarları yakalayıp içine hapsedelim. Sarmal zihinli yüce Dedalos, kendini bu dolambaçlı labirente ada. Hiç kimsenin kaçış yolunu öğrenmesine izin verme. Herkesten gizle onu. Yanında oturan ve kanatlarını iyice açıp güneşe doğru uçmak için sabırsızlanan şu çocuktan bile gizle. Dedalos labirenti inşa ederken onun kendi hapishanesi olacağını nasıl tahmin edebilirdi ki Ettore? Ne ekersek onu biçeriz oğlum. Afrika'da iyi tohumlar ek, evladım. Hep yanında taşımayı istediğin şeyleri yap. Cleopatra'nın düdüğü çalarken ve kalabalık, çığlıklar atarak yola çıkan askerlere el sallarken babası Ettore'nin üniformasının göğsüne hafifçe dokunmuştu. Ben oğlumu asker olsun diye mi yetiştirdim gerçekten? diye sorarak çabucak Ettore'ye sarılmış, ardından yüzünü çevirmişti
Sayfa 172·Kitabı okudu
Reklam