Romanın merkezinde mekan bir akıl hastanesi olarak kurgulanmış. Burası hastalar için aslında bir “ev” dir. Hastaların “misafir”,hemşirelerin “abla”, başhekimin ise “baba” diye adlandırıldığı tuhaf bir akıl hastanesi. Kitabı okurken sizde o akıl hastanesinin koridorlarında dolaşarak olanı biteni anlamaya çalışıyorsunuz. Yazar romanı tek bir kahraman gözünden anlatmak yerine çok sesli bir anlatımı seçmiştir.
Rikkat, yalnızlıktan ve sevgisizlikten kendi hayal dünyasını inşa etmiş vicdanlı bir hemşire olarak karşımıza çıkıyor. Annesi ile yaşadıkları,yaşayamadığı aşkı…
Esin ,geçmişin yüklerini taşıyan,unutmamanın sancısını çeken ve olayların merkezinde olan bir karakterdir.
Hastane yönetimi ,bürokrasiyi ve toplumu tek tipleştirmeye çalışan düzenin soğuk yüzünü simgeliyor.
Kısacası ”Misafir” sadece bir delilik ve akıl hastanesi hikayesi değil;vicdan,aidiyet ve insan kalabilme mücadelesi üzerine yazılmış bir romandır.
Belki kitabın bazı yerlerinde kendi misafirliğinizden de bir şeyler bulabilirsiniz. (: