Söyleme Bilmesinler – Şermin Yaşar
Bir Ailenin Suskun Sırlarına Dair
Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler adlı romanında bir ailenin içine kapalı, ama dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen yapısını, her bir bireyin kendi iç çatışmalarıyla harmanlayarak anlatıyor. İlk bakışta sıkı sıkıya örülmüş gibi duran bir aile bağı var; ama bu bağın ipliklerine biraz daha yakından bakınca, her birinin kendine ait düğümlerle, gizlerle örülü olduğunu fark ediyoruz.
Kitabın en etkileyici yanı, her karakterin kendi sesiyle konuşması. Anlatıcı sürekli değişiyor; bir süre Ethem’in gözünden dünyaya bakıyoruz, sonra bir anda başka bir kardeşin iç dünyasına geçiyoruz. Bu geçişler, sadece hikâyenin akışını değil, aynı zamanda hakikatin çok katmanlı doğasını da hissettiriyor. Çünkü hayatta da böyledir: Herkesin gerçeği kendine göredir. Bir olay, bir kelime, bir sessizlik bile herkesin içinde başka bir yankı bulur.
Romanın merkezinde bir anne, bir baba ve üç oğul var: Emin, Ethem, Ekrem.
Her biri farklı yönlere savrulmuş, ama aynı kökten beslenen karakterler. Onları birbirine bağlayan şey kan bağı değil, aslında gizledikleri şeyler. Sır, bu ailenin ortak dili gibi. Herkes bir şeyleri saklıyor; ama kimse konuşmuyor. Ve ne tuhaf ki, bazen en güçlü bağlar bile suskunlukla kuruluyor.
Beni en çok etkileyen şey, “hiçbir şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmaması” fikriydi.
Bir kardeş, diğerinin evliliğine gıpta ediyor; oysa o evliliğin içinde ihanetten, boşluktan ve yalnızlıktan başka bir şey yok. Bir diğeri, kendi mutsuzluğunu başkalarının mutluluğuna bakarak unutturmaya çalışıyor. Kimi sevgiden kaçıyor, kimi sevgiye sığınıyor. Ve herkes, bir şekilde kendi eksikliğini tamamlamaya çalışıyor.
Roman boyunca insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor:
“Gerçekten tanıyor muyuz birbirimizi?”
Aile