Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın
Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını
Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını
Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık
Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın
Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına
Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar
Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına
Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar
Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar
Bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu
Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu
Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi
Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi
Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde
Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde
Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın
O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın
Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere
Her gece ışığını ruhumdan alacaksın
Aldanma gururunu okşayan çiçeklere
En güzel güllerini ruhumla alacaksın
Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden
Bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi
İnecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden
Bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi
Olabilir.
İnsan çok yüksek dağlara tırmanırken düzlükteki tümsekte vazgeçebilir, olabilir.
Ne alevlerin içinden sapasağlam çıkar da bi damla suyla komple haşlanabilir, olabilir.
En ağır lafları duymazdan gelir yutar da söylenmemiş tek kelimeyi gözde görüp harabeye dönebilir, olabilir.
Kendini her şeyin üstünde tutar, herkesten korur da bir sarılışa ilk önce kendini feda edebilir, olabilir.
Kendi savaşından bi şekilde sağ çıkar da müttefiğinin kurşununa kurban gidebilir, olabilir.
İnsan bu, her şey olabilir arkadaşlar. "Asla"sı hayatı olabilir, "kesin"i hayali kalabilir.
Olabilir.