Şeker Portakalı’nın son kitabı olan Delifişek’te Zeze’nin ergenlik ve 19-20’li yaşları arasındaki durumunu anlatıyor yazarımız.
Zeze artık büyüdü. Delikanlı oldu. Kitap karakterleriyle derin bağlar kuranlar beni çok iyi anlayacaktır ki üç kitapta da sanki çocuğumun büyüyüşüne şahitlik ediyormuşum gibi bir hüzün hissettim. 6 yaşlarında tanıştığımız o haylaz çocuk artık delikanlı olmuş üstüne bir de marifetmiş gibi sigaraya başlamış. - tabiki onun bulunduğu ortamda bunun normalleştirilmesini gözardı ederek yazıyorum bunu -
Kitaba başlarken inceliğini gördüğümde önceki kitabındaki gibi bir beklentimin olmaması gerektiğini anladım. Şeker Portakalı ve Güneşi Uyandıralım ‘da okuyucuyu içine çeken betimlemeler, derin anlatımlar, olay örgüleri bu kitapta maalesef yok denecek kadar az. O yüzden diğer ikisi gibi okuyucu kendine bağlayamadığını düşünüyorum. Çünkü seriye başladığımızda kitapların ikisinde de Zeze’yi bu kadar iyi anlayabilmemizi, sevebilmemizi, ona üzülmemizi sağlayan şeyler tam olarak kitabın bu bölümleriydi. Bu kitapta ise olaylar adeta özetlenircesine bir anlatıma sahip.
Güneşi uyandıralım’da evlatlık verildiğini ve bunun sebebini biliyorduk yazın ailesinin yanına döneceğini öğrenerek bitirmiştik hatta kitabı ama burada şuan yanında bulunduğu aileden sadece evlatlık olduğu belirtilerek ama önceki evlatlık verildiği aile mi değil mi belirtilmeden geçilmiş. Okuyucu bunu hafızası sayesinde çıkarımlarla bulmalı.
Vee kitabın sonuna gelcek olursak, okurken eyvah dedim bu hikaye Kendini Gerçekleştiren Kehanet gibi son bulacak.
Zeze’nin Öğrenilmiş Çaresizlik batağına düştüğünü görmek istemiyorum, kendi diliyle kendi sonunu hazırlayacak lütfen öyle olmasın lütfen güzel bitsin diyerek okudum ama sonu çok havada kaldı. Benim korktuğum gibi bitmemesine sevinsem de ne olduğunu bilmemek