Zaman Çarkı döner, Çağlar gelir ve geçer, efsaneleşen anılar bırakır.
Efsaneler solarak mit olur ve onları doğuran Çağ yeniden geldiğinde mitler
bile unutulur. Bir Çağ’da, kimilerine göre Üçüncü Çağ’da, henüz gelmemiş,
çoktan geçip gitmiş bir Çağ’da, Puslu Dağlar’da bir rüzgâr yükseldi. Rüzgâr
başlangıç değildi. Zaman Çarkı dönerken ne başlangıçlar, ne de bitişler vardır.
Ama bir başlangıçtı.
Görünen daima ön bahçedir. Temiz ve tertiplidir. Ama size dair ve size yabancı. her şey arka bahçede olur. Başlangıçlar arka bahçe-de, bilmeyiz. Bitişler arka bahçede, yine bilmeyiz. Ceylanlar su içer arka bahçede, biz izin vermeden. Ceylanlar vurulur arka bahçede, biz görmeden. Bizden içeri bir biz varsa, arka bahçede. Kaçtığımız, boğduğumuz, yaktığımız biz, arka bahçede. Varlığımızın gereklilik şartı arka bahçe, yokluğumuzun yeterlilik şartı yine arka bahçe.
Üstelik güz de arka bahçelere gelir önce. Oysa ön bahçelerde "hâlâ" yaz hüküm sürer gibidir.
Bazı bitişler trafik kazasında ölmek gibidir. Zamansız ve şok edici.
Kalanlar hazır değildir.
Gidenin söyleyecekleri bitmemiştir. Vedalaşamamanın hüznü kalanı deli edecektir.
Bazı bitişler trafik kazasında ölmek gibidir.
Zamansız ve şok edici.
Kalanlar hazır değildir.
Gidenin söyleyecekleri bitmemiştir.
Vedalaşamamanın hüznü kalanı deli edecektir.
Bazı bitişler ise kanserden ölmek gibidir.
Bilirsin öleceğini ve alışırsın bu fikre.
Vedalaşırsın her fırsatta sevdiklerinle."