Gazap Üzümleri
Kitabın kapağını şimdi kapattım ve uzun bir süre gözlerim dolu dolu öylece durdum.
Açıkçası sonunu hiç böyle beklemiyordum. Belki biraz daha karamsardım. Bütün ailenin ölmüş olacağını yada hepsinin o bataklıktan kurtulacağını düşünüyordum. Ama öyle bir sonla bitiyor ki...
Hem içiniz cız ediyor, hem de yazar sonu size bırakıyor. Bence Ana daki yaşama umudu ve güç oldukça ailenin hayatta kalması kaçınılmaz.
1930 yıllarda Oklahoma'dan Kaliforniya ya göç etmek zorunda kalan Joad ailesi aracılığıyla bütün insanlığın sorunu olan kapitalist sistemi çok güzel anlatan bir kitap. Neredeyse okuduğum her kitapta okunması önerilen yada örnek gösterilen eseri okumadıysanız şayet daha fazla ertelemeyin derim.
Okurken hem çabuk bitsin hem de hiç bitmesin istedim. Ve uzun zaman sonra yavaş yavaş okuduğum kitaplardan biri. Kişiler ve yerlerin anlatımını uzun bulanlar olmuş ama inanın okurken kendinizi o tozlu yollarda, şeftali bahçelerinde, komyonun içinde yada çadırlar arasında gezerken bulacaksınız. En çokta aile olmak isteyen, biz olmak isteyen, sadece karınları doysun, başlarını sokacak bir evleri, biraz toprak, bir işleri olsun isteyen iyi niyetli mutlu insanlarla birlikte olacaksınız. Diğer taraftanda sistemin acı yüzü ile karşılaşacak, ne kadarda şimdiki olaylara benziyor diyeceğiniz güçlü ile güçsüz, zengin ile fakir, tok ile aç, insan gücü ile makineleşmenin nasıl ortaya çıktığını ve adaletsizliği okuyacaksınız. Uzun lafın kısası kitap öyle kolay kolay hafızalardan silinmeyecek...
Ve çürüme kokusu bütün ülkeyi kaplıyor.
Halkın ruhunda büyüyen gazap üzümleri olgunlaşıp ağırlaşıyor ve bağbozumunu hazırlıyordu.
Bu aile çöküyor! Umudunuz kırılamaz.
İnsanların, yerlerini yurtlarını bırakıp gitmeleri kadar kötü bir şey yok. Bizlerin hepimizin toprağı ve evi vardı.