Puan vermedi·556 syf.··
Beğendi
·
2025 85. kitabı
Gazap Üzümleri Kitabın kapağını şimdi kapattım ve uzun bir süre gözlerim dolu dolu öylece durdum. Açıkçası sonunu hiç böyle beklemiyordum. Belki biraz daha karamsardım. Bütün ailenin ölmüş olacağını yada hepsinin o bataklıktan kurtulacağını düşünüyordum. Ama öyle bir sonla bitiyor ki... Hem içiniz cız ediyor, hem de yazar sonu size bırakıyor. Bence Ana daki yaşama umudu ve güç oldukça ailenin hayatta kalması kaçınılmaz. 1930 yıllarda Oklahoma'dan Kaliforniya ya göç etmek zorunda kalan Joad ailesi aracılığıyla bütün insanlığın sorunu olan kapitalist sistemi çok güzel anlatan bir kitap. Neredeyse okuduğum her kitapta okunması önerilen yada örnek gösterilen eseri okumadıysanız şayet daha fazla ertelemeyin derim. Okurken hem çabuk bitsin hem de hiç bitmesin istedim. Ve uzun zaman sonra yavaş yavaş okuduğum kitaplardan biri. Kişiler ve yerlerin anlatımını uzun bulanlar olmuş ama inanın okurken kendinizi o tozlu yollarda, şeftali bahçelerinde, komyonun içinde yada çadırlar arasında gezerken bulacaksınız. En çokta aile olmak isteyen, biz olmak isteyen, sadece karınları doysun, başlarını sokacak bir evleri, biraz toprak, bir işleri olsun isteyen iyi niyetli mutlu insanlarla birlikte olacaksınız. Diğer taraftanda sistemin acı yüzü ile karşılaşacak, ne kadarda şimdiki olaylara benziyor diyeceğiniz güçlü ile güçsüz, zengin ile fakir, tok ile aç, insan gücü ile makineleşmenin nasıl ortaya çıktığını ve adaletsizliği okuyacaksınız. Uzun lafın kısası kitap öyle kolay kolay hafızalardan silinmeyecek... Ve çürüme kokusu bütün ülkeyi kaplıyor. Halkın ruhunda büyüyen gazap üzümleri olgunlaşıp ağırlaşıyor ve bağbozumunu hazırlıyordu. Bu aile çöküyor! Umudunuz kırılamaz. İnsanların, yerlerini yurtlarını bırakıp gitmeleri kadar kötü bir şey yok. Bizlerin hepimizin toprağı ve evi vardı.
1000Kitap
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,6bin okunma
Yollarımız erken ayrıldı :(
Bir kitabı yarım bırakmak benim için pek alışıldık bir durum değil. Hatta başladığım kitapları, sevmesem bile bitirmeye çalışan bir okurum. Ama İnsanların Dünyası ile 63. sayfada yollarımızı ayırdık. Ve ilk kez yarım bıraktığım kitap oldu.. Yıllardır elimde duran bir seriydi. Artık okuyup yavaştan bitsin istedim ama olmadı. Saint-Exupéry'nin ne anlatmak istediğini anladım. Posta uçakları, pilotların yaşadıkları, dönemin zorlu haberleşme koşulları ve insanın sorumluluk karşısındaki hâli... Hatta yazarın kendi deneyimlerinden ve arkadaşlarının hikâyelerinden izler taşıyan bir anlatı olduğunu da fark ettim. Fakat ne yazık ki tek bir sayfa daha okuma isteği uyandırmadı. Merak etmedim, heyecanlanmadım. Sayfaları çevirmek benim için bir keyiften çok göreve dönüştü. Belki yanlış zamandı, belki de doğru okur değildim. Ama bazı kitaplar bitirilmek için değil, bize neyi sevmediğimizi göstermek için karşımıza çıkıyor. Küçük Prens benim için hâlâ çok özel bir yerde duruyor. Fakat aynı yazardan İnsanların Dünyası ile yollarımız beklediğimden çok daha erken ayrıldı.
İnsanların DünyasıAntoine de Saint-Exupéry · Dokuz Yayınları · 20202,437 okunma
Reklam
7/10
·320 syf.··
2026 25. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 18:21
Tarih severler, tarihi kurgu okumak isteyenler için ideal bir kitap. Tarihi hiç sevmem, tarihi kitapları okumayı da tercih etmem, bu kitabı da tarihi çok fazla içermiyordur diye ve çok fazla önerildiği için okumak istedim ama yanılmışım. Başlangıcı Titanik ile yapması, ilk iki bölümde Ömer Hayyam, Nizamülmülk, Hasan Sabbah'ın yollarının kesişmesinin anlatılması çok hoşuma gitmişti, ama kalan iki bölüm işkence gibiydi benim için. Bir an önce bitsin istedim. Adı Ömer olan birinin Ömer Hayyam'ın eserini aramasını anlatsa sadece yine çok güzel derdim ama ne çok tarihi bilgi koymuş araya. İran'ın tarihini okumak istesem zaten gider başka kaynaklar okurdum. Osmanlı dönemi ve padişahlarını ve Türkiye'yi de eleştirmesi ayrı bir konu. İlk bölümlerde Alamut geçtiği için, bu kitaptan sonra Alamut kitabını da okumanızı öneririm, daha da oturur kafanızda bazı şeyler. Kesin okuyun,şiddetle tavsiye diyemem ama yine de şans verilir.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
10/10
·512 syf.··
2026 40. kitabı
Hiç bitsin istemedim neden bitti ki sanki :( Öyle bir içine çekiyor ki bir bölüm daha diyerek elimden bırakamadım. Sanırım beni de büyüledi mdksj Ezra'nın büyükannesi (aynı zamanda şehirdeki herkes için hürmet gören bir kadın) zamanında yaşadığı kötü şeylerden sonra ettiği bir beddua yüzünden birçok şey oluyor. İki ailede verilen kayıplar gibi. Herkes bu lanete o kadar inanıyorlar ki Firuze ve Ezra'nın aşkına engel oluyorlar. Beddua'ya göre bir Koçak, Saruhan'a verilmeyecek. Son yıllar geçiyor bu sefer de bu çifti sırlar ve intikam ayırıyor. Firuze intikamını almış bir katil olarak her şeyin ortaya çıkmasına 1 ay kalmışken memlekete geri dönüyor. Şimdi Ezra aşkına sahip çıkabilecek kadar güçlüyken sırların aralarına girmesine izin verecek mi? Aslında bu sır meselesi yani kadının yaptıkları bir sorun değil hikaye için çünkü adam araştırıyor ve öğreniyor çoğu şeyi geri kalanı da kadının anlatması gerek. Sorun bunu nasıl atlatacak olmaları çünkü büyük bir güçle karşı karşıyalar. Ayrıca taşların mistik gücü de ön planda olan bir kitap. O konu da aşırı güzel işleniyor. Büyülü bir aşk ve büyülü bir hikaye. Ezra'nın ihaneti asla affetmeyeceğini bilen Firuze'nin hatalarıyla kabul eden Ezra'yı okuyoruz. Muazzam bir tutku ve aşk. Hiç bitmesin istedim umarım ikinci kitap için çok beklemeyiz çünkü aklımın bir köşesinde kira vermeden yaşayacak ve meraktan ölücem jdjdj Ezra'yı Siraç'tan bir tık daha çok seviyorum safımızı belli edelim. Firuze'nin de ikinci kitapta biraz daha Ezra için çabalamasını tercih ederim. Yaşadıklarını anlıyorum ama hadi kızım sıra sende...
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202644 okunma
Karanlıktan Şafağa
10/10
·692 syf.··
2026 25. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 15:28
Not: Bu inceleme, Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi için yaptığım tandem okumanın ortak yorumudur. Spoiler içerir. Cam Şato serisine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi arasında tandem okuma yaptım ve ilk defa böyle bir okuma deneyimi yaşadığım için benim için ayrı bir heyecanı vardı. İki kitaba başlamadan önce 1400 sayfalık toplam hacim gözümü korkutmadı desem yalan olur. “Bu kadar sayfayı gerçekten keyif alarak okuyabilecek miyim?” diye düşündüm. Çünkü seride beni çok etkileyen kitaplar olduğu kadar okurken zorlandığım, bitsin diye sayfa çevirdiğim kitaplar da olmuştu. Bu yüzden biraz tedirgin başladım ama iki kitap da beni şaşırtmayı başardı. Yorumuma önce Fırtına İmparatorluğu ile başlamak istiyorum çünkü onu ilk bitirdim ve duygularım hâlâ çok taze. Kitap boyunca Aelin beni gerçekten çok zorladı. Normalde sevdiğim bir karakter olmasına rağmen bu kitapta onu fazlasıyla itici, ukala ve her şeyi bilen bir tavırda yazılmış hissettim. Son düzlük olmasa “Bu nasıl kraliçe olacak?” diye düşünmeden edemedim. Elbette Aelin’in perde arkasında planlar çevirdiği belliydi ama yazar gizem yaratmaya çalışırken beni karakterden uzaklaştırmış gibi hissettirdi. Bu yüzden kitapta en az okumak istediğim bölümler Aelin ve Rowan sahneleriydi. Buna karşılık Elide ve Lorcan ikilisi kitabın benim için parlayan tarafıydı. Onların sahnelerini okurken sürekli heyecanlandım, gülümsedim. Elide zaten Manon’u bana sevdiren karakterdi, şimdi aynı şeyi Lorcan için de yaptı. Yanında kim olursa olsun yumuşatmayı başarıyor. Ardından Manon ve Dorian… Bu ikili kitabın en etkileyici çiftlerinden biriydi. Aralarındaki gerilim, çekim ve enerji inanılmaz güçlüydü. Dorian’ın her fırsatta Manon’un yanında bitmesi beni hem güldürdü hem de çok keyif verdi. Lysandra ve
1000Kitap
Şafak KulesiSarah J. Maas · Dex Kitap · 20191,502 okunma
Fırtınadan Önceki Son Nefes
8/10
·700 syf.··
2026 24. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 14:25
Not: Bu inceleme, Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi için yaptığım tandem okumanın ortak yorumudur. Spoiler içerir. Cam Şato serisine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi arasında tandem okuma yaptım ve ilk defa böyle bir okuma deneyimi yaşadığım için benim için ayrı bir heyecanı vardı. İki kitaba başlamadan önce 1400 sayfalık toplam hacim gözümü korkutmadı desem yalan olur. “Bu kadar sayfayı gerçekten keyif alarak okuyabilecek miyim?” diye düşündüm. Çünkü seride beni çok etkileyen kitaplar olduğu kadar okurken zorlandığım, bitsin diye sayfa çevirdiğim kitaplar da olmuştu. Bu yüzden biraz tedirgin başladım ama iki kitap da beni şaşırtmayı başardı. Yorumuma önce Fırtına İmparatorluğu ile başlamak istiyorum çünkü onu ilk bitirdim ve duygularım hâlâ çok taze. Kitap boyunca Aelin beni gerçekten çok zorladı. Normalde sevdiğim bir karakter olmasına rağmen bu kitapta onu fazlasıyla itici, ukala ve her şeyi bilen bir tavırda yazılmış hissettim. Son düzlük olmasa “Bu nasıl kraliçe olacak?” diye düşünmeden edemedim. Elbette Aelin’in perde arkasında planlar çevirdiği belliydi ama yazar gizem yaratmaya çalışırken beni karakterden uzaklaştırmış gibi hissettirdi. Bu yüzden kitapta en az okumak istediğim bölümler Aelin ve Rowan sahneleriydi. Buna karşılık Elide ve Lorcan ikilisi kitabın benim için parlayan tarafıydı. Onların sahnelerini okurken sürekli heyecanlandım, gülümsedim. Elide zaten Manon’u bana sevdiren karakterdi, şimdi aynı şeyi Lorcan için de yaptı. Yanında kim olursa olsun yumuşatmayı başarıyor. Ardından Manon ve Dorian… Bu ikili kitabın en etkileyici çiftlerinden biriydi. Aralarındaki gerilim, çekim ve enerji inanılmaz güçlüydü. Dorian’ın her fırsatta Manon’un yanında bitmesi beni hem güldürdü hem de çok keyif verdi. Lysandra ve
1000Kitap
Fırtınalar İmparatorluğuSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20181,809 okunma
Reklam
Reklam