“On yılda bir, bir bardağı, bir gömleği, bir şişeyi, kaza bu ya, elinden düşürüp kırsa, bir yere takılıp yırtsa, çarpıp devirse, saatlerce yerinmiş, üzülmüştü. Kırılana, yırtılana, devrilene değil; değeri pek büyük de olsa. Üzüldüğü, yerindiği alıklığıydı. Böyle bir kazanın elinden çıkabilmesiydi, dikkatsizliğiydi.”