Kişioğlu, genellikle, bir şeyi güç durumlarda kalarak elde etmekten hoşlanır. Bileğinin gücüyle kopardığına, kafasının işleyişi ile elde ettiğine inanır, güçlüklerle boğuştuktan sonra ele geçirdiğini. Daha ince merakları olan kişioğulları da vardır: Kolaya yüz vermezler aradıklarının, istediklerinin ardından koşuyormuş görünmekten hoşlanmadıkları için en güç durumlarda aldırışsız adam kılığına bürüneverirler, avlarının -avları saydıklarının, ardında koştuklarının- durmasını, kaçmaktan vazgeçip kendilerine yanaşmasını beklerler. O zaman duydukları haz daha da büyüktür.
Nihayet olmanız gereken yere vardığınıza dair bir his sanki, temizliğe ve dinçliğe dair, emniyete ama özgürlüğe dair bir his, her zaman var olan ama bir ocak gibi ya da kuş tüyünden yatak gibi yakmayan, mayıs güneşi gibi içinizi ısıtan sevgiye dair asla rahatsız etmeyen ve asla sıkmayan bir sevgiye dair bir his.